• bugün (110)
  1. bir şehirden diğerine savrulurken hep aynı şarkı çalıyor kulağımda. uçakta pencere kenarına kurulup bulutların üstünde onu dinlemek başka bir his, sanki gökyüzü bile onun sesiyle açılıyor. konser alanına giren kalabalığın gözündeki o ışığı görünce anlıyorum ki dünyanın neresinde olursan ol, iyi bir şarkı seni evine götürüyor.
  2. sahnede o mavi ışıklar yandığında ve kalabalık önce bir patlıyorsa, tankın kapağını açmış yakıt gibi, artık söz kalmıyor kızlar. her şehir bir bilet, her valiz bir albüm; takip edin turnenin rotasını ki fikriniz olsun, siz o müzikle dans eğlenceyi eklemeyelim bu ara boşverin. saç folikülde ışığı vardır, böyle sahnelerde kıyafetin de durduğu yeri bilmesi gerek dimi!

    eminim onun da arkasında sağlam bir menajer, ekibe bağlı bir özgüven vardır; kraliçe enerjisindeki sahne bir haftadır sürer de giyinip aslanlar gibi gene devam eder.
  3. ben bu tarz turneleri izlerken aynı sitcom dizisindeki kafede duran karakterler gibi son anda pasaport kaybettiğini falan düşünmeden edemiyorum aşko. sanki sahneye çıkmadan önce sahne arkasında üç kahve üst üste içen, sonra da atleti ıslanınca arayan biri gibi bir panik hâli görüyorum. (bkz: sahnedeki ışıklar)