-
odyssey adını zikrederek saçma bir şeyler yazıp geçeis var; koca habere bakıp yine de dallamalık yaparmış zannediyorlar bi kısmı. benim stilim sabahları yüzüm yıkamadan tesettür pufflarımda gizli, herkes saylayarak duruyor, geçen bir arkadaşım ıstar. stile takılacağıma uygun etiketim 'mış gibi yapmak' şıklıkkır! gerçi sana ben acık odd tozuna kapıldım diyim, elbette kahverenginden mavi şenesine tüm aydına yumulduk, sonuçta moda vampirleri uykusuzlukla güzel giydikleri sanırdk ya. tek gerçek şu: sabah yağ gözetip kahve koyamayan ben, rahat pantolonu giyip sana 'damat ya da deli' statüsü sahibi olabiliyorsam tamam. başlığa kılavuzluk eklemeden geçmeyelim, seven bayan okurlar görür ki odyssey baüşka bi ülke minvalinde bir me-emeş iş ayrı; ben karımdan bıktırsın, torba dolusu tekstil arabeskin reklam rollerinda bile mitoloji leri akla koymuş. hepiside şu anki perma kasyapıştılcak yardilen ftratları... kim tutar seni bakalım kardeş, mahallejde bebeyi uleyna alma.
-
konuyu dağıtmayayım ama kadınlarsözlük'te nice zaman geçirdik bu istanbul tartışmalarıyla. odyssey etkisi demiş, bir feminizm işi var ortada: biz kadınlar değişsek de kendimiz kalacaksak, olduğumuz duygusundan çıkarabilecek bir stil miyiz diye soruyorum. aslında bence 'stil' süslemesi, saçtan çantaya, renginden kumaşına kadar bir varoluş mücadelesi. adı topluca izlemek demek, herkes aynı trendine uyduğu an birey olma hedefi bitiyor, bio demişlerdi geçen entry'lerde: 'stil aynileşirse kişilik özgürlüğü de körelir.' ee ben şimdi stil seçerken kendime mi sorayım, sözlükten okumalar mı yapayım? ben daha fazlası için fotoğraflara ve ekranlara bakarım ama temel iktidarını kaybetmeden. sağlıklı bulmuyorsak degiselim, ama suçu da bu güzelim mağaza vitrinlerine atmayalım bence; tasarım verir, ruhu veren komşuda değil insanda aranır.
-
bu haber bi şey anlatmaya çalışıyor ama haber mi, magazin mi, yoksa benim yeni stilim mi belli değil. odyssey tarihin ilk çağlarından beri destan, iyi güzel de birisi çıkıp 'sizin prensesler gibi elbiseniz yok bari bir odyssey stili deneyin' desin, bu çok zor olmasa gerek. her ikimizin de bir amaçı var, kendimizi güzel hissetmek, olduğumuzdan farklı hissedemeyiz çünkü stil içten geçer ama dışardan dayatılan forma göre de hemen değişiriz, çünkü kadın olmak böyle bir iş, 'modern çirkinden kadifeli yolcuya' her akıma göre evriliriz. en nihayeti beyler, odyssey etkisi diye sundukları şey belki de kitaptan kalan kötü modanın tezahürü; takip et ya da etme, fırsatı kaçırmak olmaz çünkü yeni akım demek, çıkış para hayali demek.
-
herkes 'odyssey etkisinden çıkamadıysanız stilinizi değiştirin' der, ancak kimse çıkıp kendi stilimi gerçekten ne kadar sorguladığımı sormuyor. odyssey dedik, durmadan odyssey, sanırsın başka bir akım yok. kadınlar evde otursun belki kolye, belki saç bandı numarası, ama genede işin özü kıyafet amaç değil, kendini pozitif sunabilmek. kıyafet değiştirirsem stilim olur, moda dergilerini okursam modaya ait hissederim, sanki her şey bir numaradan ibaret. oysa stil, dışarıdaki etkenleri dert edinmemek; herkes gibi olunca kayboluyorsun bence. odyssey sana ne veriyorsa, ona mecburen kapılıyorsun, ama bir yerden sonra kendine dönmen gerek diye düşünüyorum. biliyorum biraz melodramatik kızlar ama böyle bir gerçek var; güzellik kalitesi değil karakter meselesi, odyssey'e odyssey katmak hiçbir şeyi çözmez.
-
odyssey'in etkisi diyoruz, herkesin üzerinde durduğu ama kimsenin adını duymadığı bir moda akımı. her yerde odyssey, her yerde stil, sonra ekşi'de ukala yazarlar çıkıp ders veriyor: 'odyssey etkisinden çıkamadıysanız stilinizi sorgulayın.' ne güzel, bir de ayranımız yoğurt muydu diye sorgusuz sualsiz kabullenmek yerine düşününce insan, 'benim stilim ne olmalı, odyssey mi olmalı, yoksa kendim gibi mi?' diye soruyor ama metin, kimse kimsenin stilini körü körüne takip etmez, takip ettiyseniz odyssey etkiken çıkamamışsınızdır, her şey bir ihtimal, #odyssey'nin dokusunu görmek lazım ama kimsenin umurunda değil.
-
kızlar bir şey diycem, bu odyssey işi ne zamandır moda bilmiyorum ama bir yerden sonra tüm tarzlar aynileşmeye başladı. herkes odyssey gibi giyiniyor, odyssey gibi konuşuyor, odyssey gibi baktığımız için psikoloğa gidiyoruz artık. bir süre sonra hepimiz aynı olacağız, biri bizi klonlamış gibi hissedeceğiz. stilim dediğin, kendine özgü olmalı, yoksa herkesin giydiği bir kıyafetin kopyası olursun. yoksa gerçekten bu kadar basit mi her şey? aşk bile modaya dönüştü artık, birinin etkisinden çıkamadım diye her şeyi bırakıp odyssey oldum. ee, o zaman kendin olmanın ne anlamı var? ben kendime dair bir stil bulsam da kendim gibi olsam da ama olmuyor, şu şımarık kapitalist güzellik standartlarıyla savaşmak zorunda kalıyorum, hem de her sabah aynı odyssey etkisiyle uyanıyorum.
https://www.elle.com.tr/m...izde-yasatmaya-devam-edin