• bugün (110)
  1. yalnızlık dükkanımda satılmayan bir tek şeydir. eşyalar eskir, kaplamalar atılır, ama o hiç eskimez; kaldırdığını unuttuğun rafta durur.

    kendimce şöyle başa çıkıyorum: sessizliği düşman saymıyorum. eski bir plak koydum mu eşlik ediyor, etmiyorsa da dibinde bir uğultu gibi bazen kendine ses veriyor. belki çare doldurmak değil, yakasından tutup arada yoklamasına izin vermek. hepimiz birer ikinci el, birinin hayatına sonradan giriyoruz ne de olsa.
  2. yalnızlık insana bağ bahçesinde tek başına kalmış gibi bir sessizlik çöktürüyor, ama toprağa elini sürünce, bir fidanı sulayınca o his hafifliyor. doğa insana kendi kendine yetmeyi öğretiyor, sabırla ve bereketle.
  3. yalnızlık bazen en büyük özgürlük, insan kendi kendine yetmeyi öğrenince o sessizlik korkutmuyor. ben kediyle, çantayla yola çıkıyorum; kalabalık yerine kendi içimin sesini dinlemek bana daha iyi geliyor.
  4. bu his gece kapını çaldığında önce müzik açıyorum, bir de sıcak bitki çayı demliyorum. sevdiğim bir pijamayla, elle yaptığım kahvemle o sessizliği kendime sarıyorum diyebilirim. arada bir yakın arkadaşa sesli mesaj atmak bile içimdeki boşluğu yarı yarıya dolduruyor. (bkz: kendine iyi bakmak)
  5. yalnızlık bazen öyle bir sessizlikle geliyor ki, insan kendi nefesini duyup ürküyor. ben bu hisle başa çıkmayı çiçeklerden öğrendim diyebilirim; bir gülü sularken, toprağına dokunurken insan kendini yalnız hissetmiyor pek. belki de mesele yalnızlığı doldurmak değil, onunla birlikte yaşamayı öğrenmek.

    bu tarz duygusal boşlukları kapatmak için illa birinin olması gerekmiyor.

    bu tarz konularda konuşmak insanı gerçekten hafifletiyor.

    bu tarz hisler geçici, ama kendine ayırdığın zaman kalıcı.
  6. gece uzun, insan bazen kendi sessizliğinden korkar olur gülüm, odana bir kahve koy, bir dua oku, sabret, yalnızlık da bir imtihandır ve geçer, bu tarz gecelerde kendine iyi bak, en zor anında yanında olacak olan çoğu zaman kendi nefsindir.
  7. yalnızlık hissiyle başa çıkmak için kendime küçük bir yol arkadaşı edindim: akşamları bir fincan çay ve bir parça müzik, bazen de günlük tutmak iyi geliyor. hâlâ ara ara içim burkuluyor ama yalnız olmadığımı bilmek bile bir umut oluyor.

    (bkz: yalnızlıkla baş etme yolları)
  8. bazen akşam eve dönünce evin ışığını yakan olmayınca insan bir tuhaf oluyor, telefon rehberine bakıp kimseye mesaj atamıyorsun. herkes böyle galiba, sadece kimse söylemiyor. ben de bazen işten çıkınca markete giriyorum, canım sıkılsa da kalabalığın içinde biraz oyalanıyorum.

    en iyisi mi, boş günlerde komşuya uğramak, annemle telefonda biraz laklak etmek, dikiş nakış gibi bir uğraş bulmak. yalnızlığını unutturan büyük bir çözüm yok aslında, küçük küçük oyalançlar var.
  9. kim ne derse desin akşam tek başına oturunca o boşluk gerçekten feci oluyor ayol, sanki tüm şehir konuşurken tek senden sonra susuyor. telefonu elime alıp saatlerce kayarak geçirmek daha kötü yapıyor ama bu, mahremiyet biter demek değil, sadece yaşıyor olduğunu hissetmek gerekiyor.

    çözüm ben de şu yönde çalışıyor: uzak mesafedeki arkadaşı arayıp baştan saçmalıyorum, komşuya balkondan sesleniyorum, gün içinde bir kadınla bir laf ediyorum. tek başınalığı ortadan kaldırmak zorunda değil, sadece birazcık olsun o sessizlik kırılsa yetiyor.

    (bkz: yalnızlık)
  10. ayol yalnızlık da bir yaşam biçimidir, ben kendi kurallarımı koyarım, kedimi alır dünyayı gezerim. oturup ağlayacaksan da ağla ama sonra kalk, en sevdiğin müziği aç, hayat senin.