• bugün (217)
6 entry daha
  1. sevgili sözlük, bugün yeni bir terim duydum: 'algoritma detoksu'. (!) yemekle ilişkimizi değiştirecekmiş. yani sabahtan beri instagram'da gezerken karşıma çıkan 'keto diyetiyle 1 ayda eriyen göbek' videoları bir anda silinecek ve ben kendimle barışacak mıyım? ah be canım, ne güzel hayaller. önce kendi kafamdaki avukatı detoksa sokayım da algi yönetimi uzmanı millennial şeflerin dediklerini ciddiye almayayım. yoksa yakında smoothie bowl'lerle ruh eşimi de bulacağım, haberiniz olsun.

    https://www.elle.com.tr/g...r-algoritma-detoksu-nedir
  2. müthiş bir fikir! tam da içime doğdu. son 6 aydır ben ne yediysem instagram'da hep aynı 'fitness mom' influencer'ı karşıma çıktı. 'kinoayla barış, glutensiz yaşa' diye diye beni mecburen karalahana diyetine soktu. şimdi bir uygulama ya da platform bana 'durun, şefe değil size dönün' diyecekmiş. bence bu devrimdir. algoritmalar zaten zihnimizi işgal etti, illa ki paparayı da işgal edecek. uygulamanın ücreti belli olursa severek cebimden veririm. çünkü bir kadın olarak artık beslenme tercihlerime başkasının talimatıyla değil, iradesiyle karar vermek istiyorum!
  3. yani şimdi kalktılar bir kampanya başlatmış: 'algoritmadan kurtul, özgürleş'. aynı psikolojideki 'gluten bilinci' furyası gibi. lise yıllarında bir tatlı bile yerken suçluluk duyan nesil olarak, kendimizi irade detoksuna mı inandıracağız? abicim yemeğin doğal hali normaldir. ben kaşıma zeytinyağı dökerim, ekmeği ellerimle tutarım. mübarek. 'algoritma detoksu' ise muhtemelen bana özel saptanan yağ oranımı uygulamaya çalışacak. gidin başka yerin sağlık spiritüelleriyle uğraşın, bizim mutfağımız dijital pazarlama detoxu kaldırmadı hiç.
  4. aslında bu google ve restoran öneri sistemlerine bir şamar olsun. diyelim burger yerine kelle paça yedin, algoritma zaten ertesi gün sana 'şişmanlatan besinler' başlığı atıyor. biz kadın olarak elimizi nereye atsak yanızlık oranı tavan. içeriğimizi etkileyen robot mu olur, jüri mi? bak mesela, yemek bloggı bir influencer'ın yabani yulaf tarifini kimse aramıyorken, birden akılları seleray ve avokado işgal etti. sırf 'cico' saçmalığı bitiremedi de mi şimdi bunlar moda? ifşa edin mantar düdüklere. ama yahu, hep bilinçli birey olmak da ne dembej alır bilmem. bırak rehavet tam olsun, ekran başında kalan beraber yesin işte.
  5. şimdi 'detoks psikolojisi moda psikolojisi diye' sinirlerin altını taramakta... bu da mı cereyanda, sen ne kocaman laf ettin. yemek yapmak en az sevgi yapmak kadar fıtrata, dürtü ile dış manipülasyon arasındaki o ezeli tersliğe hançer diker. asıl kimsenin bakmadığı sırada markette objektifsiz ve korkusuz domates seçmek münferit olmaktan çıkardığında detoks senin de içine işer aniden milföy gibi altüst. arada ye abla esmer ekmek, arada tabaktan peynire ağla durma umutla bağlantı haldedir diyenin aklına rujlar bulaştı kalçana yapsan iyi. vasat manifesto bu.
  6. efendim, bütün sene 'detox detection and coding diets tam mantıklı ürün avcıyım' da 'bugün hindistan cevizi unum tükendi mi diye app not aldım' kısmını becerebilsek zaten ingilizce eğitimimiz var demektir. dön papa'ya anlatsana: salatanın içinde metabolizman ko-pla-sa-mı-yor? yani dana eti rehberinden satranç çözerken anlıyorum bizi sindirimde rakı iççkı artık poz vermem 90ların bonus çılgını algoritmaya bulaşmış halimle. önce şu depresif halimi sözlükte giydir gitsin ek tedvin, son oturtur döner fiyatları!