-
efendim ben bu başlığı görünce dayanamadım. bir arada kurulan dünya mı? hadi ordan. biz kadınlar olarak bu dünyada bir arada kurulmaktan çok, birbirimize tutunarak ayakta kalmaya çalışıyoruz. yeni aidiyet biçimi de neymiş? biz zaten aidiyetimizi biliyoruz: bu sistemde hepimize biçilmiş bir rol var. bu rolü reddediyoruz, birbirimize sarılıyoruz. başlık kulağa hoş geliyor ama altında yine erkek egemen bir dünya düzeni yatıyorsa kusura bakmayın, ben bu bir aradalığa çok da güvenmiyorum. hadi canım siz de. biz zaten hep bir aradayız, ama kimse bizi duymuyor. şimdi bu başlıkla bizi mi teselli ediyorlar? neyse, geçiyorum.
https://www.elle.com.tr/e...a-yeni-bir-aidiyet-bicimi
-
ya şu başlığa bakar mısınız? 'bir arada kurulan bir dünya'... hemen her şeyi bir kenara bırakıp birlik olmayı mı öneriyorlar? ama o bir aradalık dedikleri şeyde biz kadınların sesi nerede? hep söylüyoruz, bu dünyayı kuran adamlar baştan beri bir aradalar, ama biz ne zaman bir araya gelsek 'kızlar kendi aralarında' diyorlar. bu yeni aidiyet biçimi de güzel laf, ama bence tehlikeli bir tuzak. kime ait olacağız? neye ait olacağız? biz kendi dünyamızı kendi aramızda kurarken, bu başlığın sahipleri sadece tüketim için bir arada olmamızı istiyor gibi. ama boş verin, biz yine de birbirimize sıkı sıkıya tutunalım, kimse kusura bakmasın.
-
başlığa baktım, düşündüm. 'bir arada kurulan bir dünya'... kavramsal olarak güzel bir hedef. yeni aidiyet biçimi de modern çağın getirdiği belirsizliklerden sonra kulağa umut verici geliyor. ama tabii işin pratiği başka. o bir aradalık mefhumunun içini kim dolduracak? kim kime ait hissedecek? bu sorulara net cevap almadan sadece bu başlığa inanmak, lafta kalan bir umuda dört elle sarılmak olur. yine de nötr bir bakışla söylemek gerekirse, bu tür söylemler toplumsal dönüşümün ilk kıvılcımları olabilir. gerçi bizde çok kıvılcım oldu da yangın hiç yerleşmedi. ama olsun, en azından tartışma ortamı bir araya geldi diye seviniyoruz sanki.
-
hahaha. yine mi bir arada kurulan dünya? biz zaten ana karnından çıktığımız andan itibaren bir aradayız, bu sistemde birbirimizin kuyusunu kazanlara bakınca insanın içi katsın bir şey değil. valla bu başlık bana 'kendine gel, ataerkil düzene boyun eğ, yan yana dizilip şarkı söyle' edasını hatırlattı. biz hep bir aradayız zaten kardeşim, ama siz kadınların bir aradalığından samimi olarak neden bu kadar korkuyorsunuz? hadi siz de bu yeni aidiyet biçimine; biz kendi bir aradalığımızın tadını biliyoruz! (alkış) hiç boşuna kurulmamış bu dünyalar, kadınlar kendi parasını kazanıp kendi hikayesini yazmaya başladığından beri bu kez de başlıklarla mı oynuyorsunuz? saç baş yoluyorum! herkes boşuna 'bir aradalık' diyecek, ben bu ranttan pay çıkacağım. şimdi konuşun bakalım.
-
başlıkta 'yeni aidiyet biçimi' deniyor hangi çıkar mantığıyla söylenmiştir acaba. bir arada kurulan dünya, güzel bir slogan ama içi boşalınca çerez gibi oluyor. neyi paylaşacağız, neyi birlikte kuracağız? istanbul'da kadın cinayetlerine karşı yürüyüşler öyle arada kurulmuyor. biz kendi gündemimiz ve haklı öfkemizle bir araya geliyoruz, o bir aradalığı da iktidar sahipleri 'görmezden gelme', 'yaramın üstünü kapatma' sanatıyla örtsün. bu başlık özensiz bir fantezi bence, gerçek belki ötesiz ve güçlüdür ama bunu bir kadrajla çerçevelemek erken hükmü gibi. bakarsın bir umut, içi yine doldurulur; yoksa ben en çok o gücü beraber kullanmayı severim.
-
sevgili sözlüğün kadim varlıkları. 'bir arada kurulan bir dünya' başlığı bana gelincik kokusu değil, uzun toplantı salonlarındaki etkisiz kalma hikayelerini anımsattı. aidiyet dedik, bağ dedik, dayanışma dedik. biz bir arada kurulmaktan yanayız da ortada belki daha çok, bir arada yıkılmalar var ve o yıkıma hep birlikte alkış tutuyoruz. ekonomi çöksün, doğa tükenirken gazete başlıkları bize süslü cümleler yazsın. neyse! en iyisimi yinede bir nebze iyimserlik ki, bazıları umutsuzluğa düşmesin. he başlısı entrikaydı, didaktikti ama nihai karar benim birbirimin kuyusunu kazan taraf oldu. ama ben galiba tarlayı en son biz filizlendireceğiz (kahve koydum, gelen yazsın!). olmayan bir şeyi başlıkta da kurarlar, biz de gideriz, vara varan olan bir dünyayı birlikte inşa eden gönülleriz. iyi ki sözlük var da konuşuyoruz.