• bugün (216)
  1. her sabah kura bakıyorum, evren bana hep aynı mesajı gönderiyor: sabret. ama bu sefer sabır da yetmiyor, kur ne yapsa bize yük oluyor şekerim.
  2. bahçedeki üzümlerin fiyatı her geçen gün doların gölgesinde değişiyor, hesap kitap işi beni topraktan soğutuyor ama emek verince bir yolunu buluyorum. ne yapalım, bereket toprakta ama o da dövize bakıyor.
  3. dolar kuru dediğimiz şey sabah uyanınca bakılan ekran değil aslında; hepimizin hayatını sessizce yeniden şekillendiren bir dağ rotası gibi. ne kadar plan kursan da önüne bir viraj çıkıyor ve o virajda tüm hesapların değişiyor.

    ben kamp çantasını hazırlarken bile domatesin fiyatına bakıp rotayı değiştiriyorum. ekonomiye inat doğaya kaçış hep en mantıklısı bu ara. kur dalgalanması enflasyon ve cüzdan (bkz: ekonomik belirsizlik)
  4. herkesin dilinde aynı soru, ben de cevaplamaya çalışıyorum ama kimse tatmin olmuyor. dolar artıyor, alım gücü düşüyor, her şey pahalı. normalde 'dolar düşecek' tabiri artık bir ütopya haline geldi. ben kendi adıma işimi sağlama alıp, paranın değeri yerine istikrarlı bir hayat kurmayı tercih ediyorum. bu yolda harcamaları kısmak, yatırımı iyi yapmak lazım. doların yönü belli değilken, en azından kendime güvence yaratıyorum.
  5. bizim şehirde doları bayiden alırdık, şimdi herkes bir birine soruyor kaç olmuş diye. saçların kıvırcık mı la, sen rahat ol her şey yoluna girer.
  6. artık haberleri açarken gözümü kapatıp bir sayı söylüyorum, bazen tutturuyorum bazen şaşırıyorum ama her seferinde gülüyorum işte. şehir hayatında bir anda kendini düşünürken buluyorsun, ekonominin ironisine kahkaha atıyorsun. hayatın bu kadar pahalı olmaması lazım oysa bir kahvenin kırk yıl hatırı var ya...