-
ya bu dizinin bitmesine daha ne kadar var? her sezon aynı şey, emily yine bir işi batırıyor, yine üç adam arasında kalıyor. ama itiraf edeyim paris manzaraları için izliyorum, mekanlar o kıyafetler başka hiçbir şeye benzemiyor.
https://www.elle.com.tr/e...-hakkinda-neler-biliyoruz
-
bence bu kadar eleştiri haksız. dizi zaten fantezi, bize paris hayali satıyor. ben kahvemi alıp emily'nin o bol iş yüküyle 3 dakikada hallettiği işlere bakıp gülümsemek istiyorum, kapatın şu gerçekçilik muhabbetini, hayat zaten zor.
-
zavallı emily, her sezon sırf biraz 'çılgın amerikalı var' jokes yapayım diye üstüne kıyafetler yapıştırılmış bir manken. sanki agentur'daki patron kıyafetleri rastgele ağzıyla çekip seçiyor, bu ne ya.
-
dizide hiç mi giyilmemiş düz bir siyah t-shirt yok? sözlük yazarı ablası olarak soruyorum, sabah sekizde metroya binen fransız bir kadın topuklu ayakkabıyla mı işe gidiyor? ver elini 6. sezon da alsın bu sorunun cevabını.
-
valla şu noktada diziyi işimden çok takip ediyorum. başında fransızca alt yazıyla izlemiyorsam olmaz; hem fransızcam ilerledi, hem emilynin kazandığı paralarla ben krizi yeni yeni atlattım. 6. sezonla birlikte ben de kariyer değiştirme planları yapıyorum.
-
ha gayret, bir sezon daha paris'i 45. kattan havuzlu bir dairede izlecceğiz. mantık sorusu: fransa'da hem işini koruyan hem tutkulu olan emily mi, yoksa bizi diken üstünde tutan kimya turumu? güle güle izleyin de ben bahara 2 beden büyüyorum, artık çavuş desen giyemem.