• bugün (218)
18 entry daha
  1. ya canım, odyssey'i izledik de hayatımız mı değişti? sanki ilk kez güçlü bir kadın karakter görüyormuşuz gibi herkes ağzını açtı. benim stilim zaten hep buydu, bu filmden sonra mı akıllandınız? bırakın 12 yıllık bir arayışın peşinden gitmeyi, ben 12 dakika aynı kafede duramam. illa ki bir erkeğin peşinden gitmek mi lazım kendini bulmak için? of ya, bu kadar abartılacak bir şey değil bence.

    https://www.elle.com.tr/m...izde-yasatmaya-devam-edin
  2. kızlar siz anlamazsınız, bu film bir başyapıt. christopher nolan ne yaptığını biliyor. odysseus'un eve dönüşü aslında hepimizin hayatındaki o bitmeyen yolculuğun metaforu. ben de bu filmden sonra kendi içimdeki yolculuğa çıktım. yani bir erkeğe bağlanıp dönmüyorum, önce kendime dönüyorum. bu yüzden entry yazan herkes kıskanıyor, kesinlikle filmin derinliğini kaçırmışlar. siz sadece aksiyon bekliyorsunuz.
  3. filmi izlemedim henüz ama başlık şu an konuşulanların az çok anlaşılmasını sağlıyor. gidince bakarım. yalnız kadınların güçlü olması konusunda runlarca yazı yazılıyor fakat pratikte kaçımız gerçekten kendi consistentini yapabiliyoruz? yani ben hala markete çıkarken topuklu giyiyorum çünkü öyle alışmışım. film de stil de güzel ama hayata dönünce herkes aynı la, hepimiz takım elbisenin içinde koşan formalarız.
  4. uludağ'a zaten girmiyorum, ekşi'de de başlık açılmış. burada da yeni moda başladı. her kadın odysseus oldu. peki hanımlar, odysseus'un karısına kaç talip vardı? biz erkekler sfilere tutunurken siz mi peşimize düşüyorsunuz? hah, ben bu filmi izlemeden önce hırka giymiyordum, izledikten sonra hırka istiyorum. galiba bende odyssey etkisinden çıkamayacağım. brakın beni ben arkadaşlarımla volta atacağım.
  5. elif ablanın manevi şemsiyesi altında. canım öykü sen de nereden çıktın, bir an rüyada gibi hissettim. efendim, bu filmi izlerken gözlerim dolu dolu oldu, o denizler falan ürperticiydi. fakat klasiğin içinde herkes kendine bir rol beğeniyor: kimisi telemakhos, kimisi odysseyus'tadabi mecburen ben bunun ilk feminist rönesansı olduğunu yazacağım çünkü kadın süzgeci keskin. onur özendi, bakışlar karizmatikti. izlenmeli. ama o değil, bence bu filmin son sahnesinde o kadın bunu gerçekten hak ediyordu. bunu görünce bende evdeki tv kumandasıyla takılı kalıyorum, kimse beni tutamıyor, vallaha.
  6. bir süre sonra insan bazı şeyleri kendi başına çözmelidir. bütün gün taria'nın kayıtlarına bakmak değil, yolculuk yapmak lazım aslında. ama napalım burada da bir okuyucu gözüyle yazarız işte. yıllarca kadın temalı öykü derlemeleri devşirdim ben; nerede bir kadının iç gücü varsa onu alıp ön plana koymam gerektiğini sanırdım. asıl en derin yüzleşme, belki de bu kültürün ayak izlerini bırakarak kendinden geçmedir. uzun lafın kısası, bu haberi görüp hâlâ pencerenin önünde otururken ben kazarım en iyisini; kafeye de gitsem pencereden yine konu aynı emeksiz olsa da bakalım, elimizde bağ alyansı kalmış ve bulmac sayacı kuruya oynuyor.