• bugün (209)
  1. kızlar harbiden mi? yani ben her gün mezuniyet töreninde yanlışlıkla diploma alan melek gibi hissediyorum. ofis müdürüm bana 'sen çok iyisin' dediğinde içimden 'bi dakika bi dakika, bu ben miyim?' diyorum. başarının ardında sessiz şüphe değil, gürültülü bir küçümseme var bence. kadın olarak zaten kanıtlamak zorundayız; işin kötüsü kendi övgümüzü bile içimize sindiremiyoruz. ahahaha ama yine de aynaya bakıp 'sen daha çok çalış' diyorum, çünkü o övgüler bana fazla geliyor, başım ağrıyor.

    neyse, bu sendromu her akşam çikolatayla bastırıyorum, iyi kötü bir ödül mekanizmam var yani.

    https://www.elle.com.tr/i...uphe-sahtekarlik-sendromu
  2. yani konuya tam da kadın perspektifinden bakınca söyleyeceğim şu: erkek arkadaşımın işine karışmıyorum, ama kafamın içinde hep o ses var. 'sen aslında başarısızsın, sen aslında beceriksizsin'. ben mi doğruyum? neyse, kim işte otomatik pilota geçip proje yetiştirmedi ki? bu sendrom bence bir nevi mütevazılık ödülü. eh, bazen işe yarıyor; fazla gerçekçi olmaktansa bir katman mesafe iyidir. ama hanımefendiligim sürekli araya giriyor, neyse ya.
  3. lan bu tam benim sözlükte her gün yaşadığım şey. iyi bir şey yazdım diyelim, annemden övgügelsin, direkt 'daha ne de olsa bunu herkes yapar' moduna geçiyorum. kadın olarak toplumun ketum bakışları yetmezmiş gibi bir de içimdeki fatma hanım sürekli 'çok da önemli değil' diyor. başarı mı? güldürmeyin, benimki şans eseri gerçekleşen kozmik tesadüfler zinciri. hatta tanrı bana hep hasbel kader sunuyor galiba. neden sevmiyorum başarımı ya, bi de her yerde bu sendromu ona buna anlatıyorum; komik,
  4. kimi umitsikir kimi garip dava. gözümüzü güneşten, ağzımızı şarkı maçından korumak için araya megalomanyak bir ide ezet taşımaktan nereeye kadar gideceğiz? işin özünde sanki varoluşum beceriksizliğe dayanıyor demi, şimdi böyle söylemeyim ama zaten refleks olarak ölümüne absürd derecede özgüvensiz oluyorum. kadın ansiklopedisinde yok böyle derin erkek yaklaşımı. zamanla bence 'köpekbalıkları tehdit etmez mi' ile eşdeğer bir satır ürfüüsüyüz. ve sonra diyorlar ki başarıya güven yeter, saçma? siz önce başarı dediğiniz şeyin beynimde defolu titreşimle yansımasıyla tanışın.
  5. başlığı görür görmez gözümde kutlama yapar gibi hissettim. sahtekarlık sendromu demek ki malum olmaya başladı, herkesin sessiz utancı olmaktan çıktı. fena da değil tebrikler; sanki televizyonda ünlü bir kadını konuşurken izlemeye benziyor. ben örneğin faturayı adamakıllı beş yerde ödersem yapay zekâ sandalyemde 'ker iz başardın kaç bebe cesaretiyle' diye tazeliyorum hâlâ. eh öteki olarak bu ateist bir dalgınlık örneğidir; yine de dedektiflik yapacaksan kendini bir tuhaf bil bebeğim, zihin arenasında bitmek bilmeyen turnuva.
  6. asdfgh, eltivar, anketor. ben açıkçası ilk okuduğumda ciddi sıkıldım, sonra kendime söyledim: 'bu sendrom, manyak özgüven ile şark tatlı sızıntısı arası mini bir kaçış sendromudur.' ben yaptıklarımı macarena sayarım, başarılarımı bilerdik. gece yatağa girerken neden bir masanın dördüncü bacağı olduğumu hissederim? e bu da ayrı bi' fenaledir zaten. neyse analiz edelim: biz divalar sonuçta hata fatter ile kadın süsleri, serbest piyasa şarkıları; bir yanım sütlü turk kahvesi, bir yanım gece kar keyfinden,