-
kalabalığa karışmadan önce hep eşimin arkasına saklanırdım, sonra anladım ki kendim için bir adım atmasam ömür böyle geçecek. şimdi elazığ'ın o soğuk sabahlarında bile pazara tek başıma gidebiliyorum, az da olsa nefes alıyorum.
-
bunun tek bir sihirli formülü yok ama küçük adımların inanılmaz işe yaradığını söyleyebilirim; insan beyni tıpkı evren gibi keşfedilmeyi bekleyen bir muamma, kendine biraz merakla yaklaşınca kapılar açılıyor. ben hâlâ öğreniyorum, ama her deneme bir yıldız kadar değerli.
-
kalabalığa girince içimden kaçan dövmeci ben, yüzlerce kişiye poz veren müşterilerime bakıp gülüyorum. bir gün utangaçlığı bırakıp kendi karanlığımla barıştım, bir kere başlayınca gerisi kendi geliyor.
-
sosyal fobi dediğin şey aslında beynin seni gereksiz yere korumaya çalışmasından başka bir şey değil. küçük adımlarla başlamak lazım, markette kasiyere iki kelime fazla etmek gibi. zamanla o korkunun üstüne gidince bakıyorsun ki kimse seni öyle didik didik izlemiyor, herkes kendi derdinde. sabırlı olun, kendinize eziyet etmeyin, yavaş yavaş açılıyor insan.