-
güneş kremi seçerken artık ambalajına değil içindekine bakıyorum. kırışıklık dediğimiz şey aslında yıllarca ihmal ettiğimizi gösteren bir hesaplaşma. kendime yıllarca hep en son ayakkabı aldım, en son elbise aldım. anne olunca her şey önce onlara oldu. ama güneş kremi meğer aslında ilk onlara almayı hak ettiğimiz küçük bir günah mı diyorum şimdi. spf ne demek, korona testi gibi bir akademik mesele sanırdım; meğer ortalamayla o güneşin zararını engellemek için maydanoz sabrı gibi örgülü bir muhabbetmiş.
gittiğimde eczanede çalışan çocuk bana anlattı, hepsi neredeyse birbirinin kopyası. sadece ten tipi önemli, yağlı olanlarda jel dokulu olanı kaymayan bir konfor sağlıyormuş. bizim gibi eve ve çocuğa kendini adayanlar özellikle dışarda az vakit geçirdiğiniz gün spf 30 ile basitçe idare ediyormuş ama bol bol gidip veranda keyfi yapacaksanız spf 50 şart bütün mutfağınızda yaşaması gerekenler ne kadar hoş görünse de.
-
kızlar valla gunes kremi secmek artik kariyer planlamak gibi zor ama ipucu vereyim, mutlaka hem uva hem uvb korumali olsun ve spf 50'den sasirma. yaz kis demeden sur, cildin ileride sana tesekkur edecek.
-
tam güneşin dibinde yaşıyorum ve bu işin şakası yok, mevsim fark etmez her gün sürmek lazım. krem seçerken spf değeri kadar dokusunun da önemli olduğunu düşünüyorum; yüzümde beyaz iz bırakan bir ürünü ne kadar korursa korusun süremem, o yüzden hafif ve hızlı emilenleri tercih ediyorum. deneme yanılma yoluyla buldum ki cilt tipine uygun ürünü seçmek, etiketteki büyük spf rakamlarından daha hayati. koruyucuyu seyahat çantama koymayı hiç unutmam, çünkü bir yerde güneş görürsen benim gibi alel acele düşünürsün sonra.
-
dilbilimci gözüyle söyleyeyim: güneş kremi seçmek, gramer kurallarını ezberlemek gibidir. spf değeri senin cümle yapını belirler; düşük spf, eksik özne gibidir - yarım kalır, iş görmez. spf 30 altına düştüğün an o güzel yüzün pişmanlık edatı gibi kızarır.
bir kadın olarak değil de bir dil araştırmacısı olarak itiraf edeyim: 'broad spectrum' ya da 'geniş spektrumlu' kelimesini görmeden alma. uva, uvb... bu kısaltmalar öyle boş etiket değil, sanki dilin sesbilgisi kuralları gibi; uva erken yaşlanmaya yol açar, uvb ise yakar. o yüzden etiketinde benzoate, oxybenzone gibi ağır kelimeler görürsen uzaklaş. hayat gibi cildin de sade olsun, mineralli çinko oksitli olanları tercih et. kremin beyaz kalması dilbilimsel bir tartışmaya benziyor; ciltte beyazlık bırakan araçlar bazı ortamlarda gıcık edicidir ama sıkılmadan üstüne renkli bir fondöten, cümleye gizli özne eklemek gibi tatlı çözümdür.
-
etkili bir koruma icin tek bakman gereken sey spf degeri degil, hem uva hem de uvb karsilagi oldugunu gosteren genis spektrum ifadesi ve cildine agirlik yapmayan dokusu. ne kadar pahali olduguna bakma; cevrende ne kadar kolay surup yeniledigin onemli, komşu teyze diyecek ki ben yaz boyu ayni kutu kremle dolastim, gerisi hikaye.
-
güneş kremi seçmeyi bilmeyen kadın hakları için savaşmayı da bilmez diye bir şey yok ama bence güneş kremi seçerken düşünülmesi gereken tek şey var: cilt tipin ve ihtiyacın. o yüzden önce kendini tanı, sonra ürünü tanı.
kuru cildin varsa krem bazlı ve nemlendirici etkili bir şey seç, yağlı cildin varsa jel formüller daha iyi. benimkisi karma, o yüzden çok ağır olmayan ama yeterince koruyan bir spf 50 kullanıyorum. üstelik yalnızca yazın değil, kışın da kullanıyorum çünkü güneş her mevsim orada ve senin yüzün de orada.