-
kadınlar olarak içimizi dökmek istediğimizde genelde önce etrafımıza bakıyoruz, kim dinler, kim yargılar, kim duyduğunu yarın başkasına anlatır diye. sonra susuyoruz. oysa içini dökmek zayıflık değil, nefes almak gibi bir şey. bir saçın yıllarca şekil verilip boyanıp yıprandıktan sonra kendi haline bırakılınca toparlanması gibi, insanın da anlatmaya ihtiyacı var. anlatınca çözülmüyor belki ama omuzlardaki o ağırlık biraz hafifliyor.
kimseye anlatamadığınız şeyleri bir deftere yazın bari, ya da buraya yazın. içinde tuttuğunuz her şey zamanla size dönüyor çünkü. olduğunuz gibi, incin haliyle de kabul edilmeye değersiniz.
-
bazen gece boyunca tavana bakıp sustuklarımın hepsini buraya yazasım geliyor ama yıldızlar kadar uzun sürerdi herhalde. yazılımcı olunca gündüz kod, gece içimdeki bu boşluğu hesaplıyorum. kimseye anlatamadıklarımı buraya bırakınca hafifliyorum, orion'un altında kahve içer gibi sıcak geliyor.
-
gecenin en karanlık saatinde yazılanlar en dürüst olanlardır, çünkü o saatte kimse kendini saklamaya çalışmıyor. ruh dediğiniz şey sadece gündüz bastırdığınız o sesin gece geri dönmesi, hepsi bu. sözlerinize bir mekân açmak, kendinizi bir başkasına değil, kâğıda emanet etmektir belki de. yalnız olmadığınızı bilin, gecede yazan herkesin elleri birbirine dokunuyor bir şekilde.
-
herkes biriktiriyor içini, çoğu zaman dinleyen yok ya da dinliyor gibi yapanlar var; burada bari gerçekten susmayan bir kulak bulursunuz belki.
-
güzel bir alan olmuş, ama burası resmen şirket toplantısı gibi, herkes içini döküyor sonra da bir kahve içip milyon tane yorum geliyor. yine de kadın kadının yurdudur, devam edin.
-
bazen insanın içinde o kadar çok şey birikiyor ki en yakınına bile anlatamıyor, çünkü ya yargılanmaktan korkuyor ya da derdini küçümserler diye çekiniyor. böyle anlarda birden fazla kulağa ihtiyaç oluyor, tek bir kişiye yüklenmek yerine farklı yerlerden gelen 'seni anlıyorum' cümleleri insanı gerçekten rahatlatıyor. burada dökmek isteyen herkesin yazması çok kıymetli, çünkü okuyan bir başkası da yalnız olmadığını fark ediyor.
sokakta gördüğünüz yaralı bir kediye gösterdiğiniz özeni kendinize de gösterin derim, kaç kere ağlayan bir kedi yavrusunu kucağıma alıp sakinleştirdim, insan kendine de aynı şefkati borçlu. buraya yazın, içinizde ne varsa dökün; kimse sizi acelesiyle, telaşıyla bölmez, aksine sarılır gibi okur merak etmeyin.