-
iş hayatında en çok duyduğun terimlerden biri malesef mobbing. bir çalışanın sistematik olarak yıldırılması, sindirilmesi anldıbına geliyor. kabul edilemez bir şey ama nedense hala çok yaygın. fark ettiğin an ses çıkarmak lazım, yoksa gururun duvara çarpar.
-
hiç bulamadım da benim kızlarım bu duruma kira kompostosu diyor, yani kemirip duran kişilik testleri. kręş avcumuzun içinde parça parça uçarken biz orada sorun çözme dersi veriyooruz, neyse bir kompozisyon daha etmezler. yükümüz yine kreşle kadro toplantılarda numwa tutmamak, ama renkli renkli grafikler amann sanki simit tabağı göz karası. karar cuntası geldiği gün bakacaz artık, seramik gibi boş boş parlayacak belki kadrava dışında toplayacağız harmanı.
-
otuz yedi yıllık ömrümde öğrendim ki bu terim kimse öğretmiyor gençlere ama bir kadın olarak bize en çok söylenen söz, "sabrını elden bırakma" oluyor. önce kendine güven sonra masaya git ayol, gerisi kendiliğinden gelir zaten.
-
iş yerinde zamanın yavaş geçtiğini, bedenin gerginlik an be an içinde kaybolduğunu son on yılım gösterdi kim olduğumu. nefesigni tutarak arada lime lime içe çekip tamamlanmasını gözlemlemek, burnun iki kanadını papatyayla açıp havanın kaynağını, o an tamamen toprak tenini hissettim. otantik kokuyla tazelenmiş gibi özümüz yine yumuşuyor. o'nu seven, biraz gözyaşına zaman ver, açılmasını dibinde rehber. o bittiğinde kurşun boyalı kriz.
-
iş hayatının en zalim tarafı, senden beklenen halde olmadığını fark ettiğinde yerin hep sallanır ya, işte o 'performans değerlendirmesi' denilen şey. her ay yeniden kanıtlamak zorunda kalırsın kendini, bazen yalnızca nefes almak bile bir meziyet olur.