• bugün (112)
  1. sonbaharın o hüzünlü havasında cildin nemlenmesi de bir tür teselli gibi. hafif kokulu, emilen bir losyon iyi geliyor insana. özellikle badem yağlı olanlar insanı sarıp sarmalıyor.
  2. her gün bulaşık, çocuk derken kendime bakmayı unutmuşum ama şu losyon işini bi çözsem, en azından kışın kuruyan ellerime merhem olur diye düşünüyorum.
  3. loccitane'in shea butter serisi dışında bir şey sürmek istemem, gerçek parfümlü kalıcı kokular arıyorsan clu izlenime geç derim.
  4. vücut losyonu seçerken en çok dikkat ettiğim şey içindeki kokunun yapaylığı ve emilim hızı. bazı ürünler sürdükten sonra saatlerce ten üzerinde kaygan bir film bırakıyor, giysiye yapışıyor, insanı rahatsız ediyor. hafif yapılı, çabuk emilen, hatta kokusu doğala yakın olanlar çok daha kullanışlı. cilt kuruluğu varsa daha yoğun ve yağlı yapıdaki ürünler kışın iyi gidiyor, yazın ise ferah losyonlar tercih edilmeli.

    günlük duş sonrası henüz nemli tene sürülen losyon hem daha az ürünle daha çok alan kaplıyor hem de cildin nem dengesini daha uzun süre koruyor. parfümsüz ama etkili içerikli olanları denemekten çekinmeyin, kokusuz losyon kötü losyon değildir. sonuçta maksat cildi rahatlatmak, çekme hissini ortadan kaldırmak.
  5. losyon dediğin ciltle sabırla konuşmak gibidir, geç açan çiçeğe su vermek gibi; düzenli sürünce güzelleşiyor insan. bolu'nun serinliğini hatırlatan bir nem hissi beni hep sakinleştirir.
  6. benim zamanımda losyon diye bir şey yoktu, kremi kendimiz yapardık; şimdi raf dolu ama bence vücudu nemli tutan sade bir losyon her şeyden kıymetli. gençler, duştan hemen sonra sürün de kışın cildiniz çöl olmasın.
  7. rezerved alarak bekliyorum.