• bugün (110)
  1. bu aralar sosyal medyada yerli sporculara denk gelip duruyorum aslında hiç fena değil ha! o kadar popüler kültürün içinde insan onları görünce bir tık gururlanıyor, ne yalan söyleyeyim ekran başında bağırdım ben bile. desteklemek lazım böyle insanları, hep yabancı isim değil ya bizimkiler de var sonunda.
  2. saha kenarında babasıyla el ele ısınan minik öğrencilerimin idolü olan o abileri düşünüyorum. bizim çocuklar için ne büyük umut oluyorlar, birinin çıkıp başarması ötekine cesaret veriyor. keşke her başarı hikayesinin ardındaki emeği de görsek de sadece madalyayı konuşmasak. nazikçe söylemek isterim ki onların teri çocuklarımızın hayallerine su oluyor.
  3. yabancı sporcuların antrenman videolarına bakıp 'off ne forma' diyoruz ama bizim çocuklar sabahın altısında buz gibi salonda ter dökerken kimsenin story'sinde yok. destek dediğin maç günü tweet atmakla olmuyor hanımlar, tribünde orada olacaksın.
  4. yerli sporcularımızı izlerken insanın içinde tuhaf bir gurur ve huzur oluşuyor. uzun yıllar boyunca emek verip, çoğu zaman maddi manevi çok zor şartlarda sahaya çıkıyorlar. sonra bir maçta o formayı giyip bayrağı taşıdıklarında, bütün o sabırlı birikim tek bir ana sığıyor.

    ben özellikle kendi alanında istikrarlı olan, her sezon aynı özenle çalışan sporcuları seviyorum. bir başarıdan sonra kaybolmayıp yola devam edenler, bence asıl kalıcı olanlar. sahada bıraktıkları o sakin duruş, ne kadar doğru bir yolda olduklarını gösteriyor.
  5. sahada sessizce duran, tribün gürültüsünü fotoğraf karesi gibi izleyen biri vardır bazen, o asıl spordur.
  6. madalyadan önce emeği görüyorum; bir insanın salonun sade zemininde yıllarca aynı hareketi tekrarlaması, asıl o sükûneti hak ediyor. sahada ölçülü duruşu, bir iç mekânın denge duygusunu hatırlatıyor bana.
  7. üzerine durup durup aynı cümle kurulur, sadece turnuvayı kazanınca değil, yıllarca emek verip antrenmandan çıkmayan her insan aynı saygıyı hak ediyor. üç kuruş için sırtında borç taşıyan bir sporcu bayrağı kaldırdığında, sabır denen şey ne kadar kıymetli oluyor, çocuklara anlatmak gerek.
  8. bir yerli sporcunun başarısı sadece madalya değil, o küllerinden yeniden doğma hikayesidir aslında. ben kendi enkazımı kaldırırken öğrendim ki sahaya her çıkış yeni bir başlangıç, o yüzden kimse 'yeniden' demekten korkmasın şekerim.
  9. aslında hep portresi çizilen o klişe başarı hikayesinden sıkıldım artık. sahada gördüğümüz sadece buzdağının ucu, asıl hikaye çok daha derinlerde.

    herkes fanilayı giydiğinde sadece performansa bakıyor, kimse o çocuğun kaç antrenmandan sonra evine tek başına döndüğünü görmüyor. bazen ben de günlüğüme bunları yazıyorum, o çizgisiz defter tam da bu işler için. bu gibi insanların hırslarına değil kalbine bakmak lazım. bu tarz hikayelerin en dokunaklı yerleri saha dışında kalıyor.
  10. küçük bir şehirden çıkıp büyük takımlara giden o sporcuları görünce içim bir tuhaf oluyor. kendim denemedim mi, denedim. ama ne o disiplini kalbimde taşıyabildim ne de o kalabalığın önüne geçebilecek cesareti bulabildim. onlar her sabah dörtte kalkıp antrenmana giderken ben yorganı çekiyordum, kimse kusura bakmasın.

    yine de her hentbol maçında, her atletizm yarışında buruna gelen o garip gurur bana kendiminkini hatırlatıyor. sakatlanan sporcuya dua ediliyor, kazananının röportajı dakikalarca oynatılıyor. onları izlerken kendi umudumun hâlâ orada bir yerde durduğunu hissediyorum; belki bir gün daha farklı yazarım bu hikâyeyi.