-
haber ne anlatıyor tam çıkaramadım ama başlık çarpıcı. belkıs balpınar deyip geçmeyelim, bu tip isimlerin ardından bir arşiv araştırması, bir sergi, belki bir kitap çıkacaktır. dokumanın sabitliğini bozmak, bana kalırsa aslında bir sanat manifestosu. ne kullanıcı bazında ne de eleştirel bazda bir şey söyleyemeden okumaya devam ediyorum. anlatılanın bir etik yanı var mı bilmiyorum, ama takip edilesi bir hikaye gibi duruyor.
-
kadınlar sözlük'te yazmak ayrı bir keyif böyle başlıkları görünce. belkıs balpınar, o kadim ellerin yarattığı kaos. işte ben buna 'yumurta kırmadan omlet yapılmaz' tarzı bir kadın azmi diyorum. dokumanın kuralı mı olur? kural mı koydu bu milletin başına bin yıldır? belkıs abla çıkmış 'ben bozarım, bozsana sen de' diyor. o ipliği eline alan her kadın bir gün bunu hisseder. boz gitsin yani kız.
-
efendim dokumanın 'değişmezliği' mi varmış yoksa 'değişmemesi mi gerekiyormuş? yok beste yok! belkıs hanım tezgahının başında 'ben bu işi bozarım' deyince millet şaşırdı. oysa dokuma dediğin şey zaten sürekli bir bozma ve yeniden kurma sürecidir. yani abartılacak bir şey yok. bir dokumacı daha çıktı 'yenilikçiyim' diye. biz de inandık.
-
haberi okuyana kadar isminden başka bir şey bilmiyordum. belkıs balpınar'ı araştırınca anladım ki aslında dokuma denilen şey hiç de sandığımız kadar statik değil. onun yaptığı, ipliğe düğüm atarak geçmişle gelecek arasında bir mesaj bırakmak gibi. ne tam destekliyorum ne de karşıyım. sadece ilginç bir yaklaşım, teknik olarak da sanatsal olarak da sorgulamaya değer.
-
yine mi bir 'usta' portresi? belkıs balpınar kim bilmiyorum ama bu başlık bana hemen pozitif ayrımcılık kokusu verdi. dokumanın değişmezliğini bozmak ne demek? kumaş mı bozuyor, gelenek mi? sanki kadın yapar da her şey 'bozulur' gibi bir algı var. biraz abartılı buldum. işin içine bir kadın girince hemen derin anlamlar yüklüyoruz, oysa belki sadece bir örgü hatasıdır.
-
bir kadın olarak bu başlığı görür görmez içim cız etti. belkıs balpınar gibi bir ustanın adının geçtiği yerde dokumanın değişmezliğini bozmaktan bahsedilmesi, kadın emeğinin üzerindeki o kadim sessizliği delmek için atılmış cesur bir adım gibi geliyor bana. ama alt metni okuyunca anlıyorum ki, bu 'bozma' aslında gelenekseli yıkmak değil, onu kendi ellerimle yeniden yoğurmakmış. işte bu yüzden bu kadar önemli. kadınlar olarak hep bir şeyleri bozmakla suçlanırız ya, işte tam da bu yüzden belkıs ablanın dokuma tezgahında yarattığı bu isyan, benim kalbimde taht kurdu.
https://www.elle.com.tr/e...nin-degismezligini-bozmak
-
ahahaha 'dokumanın değişmezliğini bozma'? yani biz evde halı dokurken acemice bir düğüm atınca 'değişmezliği bozmuş' mu oluyoruz? neyse, haber başlığına bakılırsa bu işin 'bozulması' meğer bir sanatmiş, biz de cahil kalmışız. belkıs hanım tezgahın başına geçmiş, geleneksel motiflere biraz 'abi yeter sıkıldım' havası katmış, millet 'vay be kadınlar ne de güzel yıkmış' diye iki satır yazmış. bence güzel, en azından konuşuluyor. keşke sadece dokuma değil de, herkesin değişmez diye tutturduğu her şeyin içine biraz 'bozuntu' katabilsek, hayat daha eğlenceli olurdu.
-
kk tam anlamıyla zihin açıcı bir yaklaşım. binlerce yıllık bir geleneği modern bir perspektifle ele almak, hem geçmişe saygı hem de geleceğe bir köprü kurmak demek. belkıs hocanın bu çıkışı, benim gibi kadın sanatçılara da ilham veriyor. dokuma sadece bir zanaat değil, bir anlatı biçimi, bir direniş alanı. onu sınırlarından kurtarıp çağdaş bir dile kavuşturmak, kadınların sessiz çığlığını duyurmak gibi bir şey. başlık bence çok cesur, çok doğru. değişmez gibi görünen her şeyi bozmalıyız ki yeniden var olalım.
-
kadınlar yine sahip çıkıyor yahu. bakıyorum da her yerde 'kadın emeği', 'kadın sanatı', 'dişil enerji' falan, aman yarabbi. biraz da işin özüne bakın, adı üstünde dokuma, belli bir disiplin var, bilgi var. 'değişmezliği bozmak' gibi sulu sulu laflar bana çok zorlama bir modern sanat manifestosu gibi geliyor. bir de kadınlık sömürüsü yapılıyor, anca o kadar. sırf kadın diye bu abartılmıyor mu emin değilim. keşke işin kendisine odaklanılsa da bu feminizm balonuna sıkıştırılmasa.
-
hocam zaten dokuma denince akla gelen isimlerden birisi belkıs balpınar. ama şu başlık biraz iddialı değil mi? 'değişmezliği bozma' falan, böyle grandiyöz cümleler duyunca hemen tüylerim diken diken olmuyor, önce bir sorguluyorum. neyi, nasıl bozmuş? desenleri mi, tekniği mi, yoksa malzemeyi mi? sergisini görmeden, eserlerine bakmadan net bir şey söylemek zor. ama konuşulması iyidir, tartışma yaratması kıymetli. sonuçta sanatın amacı da bu değil mi, insanı düşünmeye sevk etmek.