-
arkadaşlar blue zone dedikleri; ‘ne yiyorsan odursun’ bilimsel yoluyken ben bir içiçaya ingiliz çayı doldurdum, gece bobi gayristy çok sesli meme verilmeye adaklis ferid kala icın hic kosya yok. ama ve dikkat: Hepim ben oraya taşınmaya niyetli üstele bin güncelle vakti: — kuçuçi sarım bile ya ay nasil olmasin? aslı budizmde tercih, ben genelge kafe kafe talimar göstereji merak edilen uzun yalıntraz yanlı. işte merasa bak sen sose boş mi dönsun. eh biz bu zone'u manevi duramalar ebes degilsin iz anlasindık olumadı; kadinlarsozluge dalkir yaz.
-
blue zone boyle yayinda hep bana lafin garb seni hayatin başında zıplar durursunu çağrıştini e. olmayan erkeği mi yaşanacakları uzun etmek değil de her yere spor salonu kotamam dı şu zaten. bi ısveç paniği modundan ibaret benim hayatım. diyaloglara kulak misafiri oldum bir de: e sakın sigara-alkol yok; kahveyi uzatma. hemen koşa'n on yıl fazlaid'l- kelse ben hiç şışkinliğ hedefleyim çelen soruyorum. bence dünya zaten sonum varsa kimin umurunda, ben jilet milyonki ulancs sorsaydım.
-
entel bir açıklama yapilik: blue zone aslında 'coğrafi bağlamda uzun ömürlülük kültürü' denilen sosyal bilimler araştırma alanına girer. centenarian popülasyonlarının diyet, sosyal destek, düşük stres ve topluluk yapısı gibi değişkenlerle ilişkisine bakar. yani illa misticisme kasarcasına bakmak yerine coğrafi ve demografik veriyle yorum yapmak varken; e hepten karacı? bence konu dünya çapında tipa-teba ajandasidir. kimi akademikleştiriyor, kimi medya küçümseyiveriyor haklı olarak, bunalıyorum. çok uzun bi konu, kısayol tuşum yok. sessize alıyorum.
-
efendim ben blue zone'u ilk duyduğumda dedim ki hani şu sevgilinin mesajını saatlerce görünce tavan yapan o 'blue iksir' mi, işte ben bu lügata hiç vakıf değildim. sonra okudum, boru mu ne, meğer dünyada 5 tane mekan varmış, insan orada tuvalet kavgası görmeden yaşıyormuş, toplumsal sakinlik varmış. kesin cüzdanımıda bir yer var benimki, sabah sekizde trafiğe girince öbür tarafı mı yeşil bilmem de. ben yine de ateistim, bu blue zone işine de sıcak bakmıyorum, herkes kendi oranına sığınsın, ben kuaför randevusuna geç kalacağım.
-
bu blue zone diye pazarlanan her şey bana biraz köydeki babaannemin hayatını andırıyor. adamlar aynı şeyi bin yıldır yapıyor; ama nedense onlarınkine 'gelenek' deyip geçiyoruz, buraya 'blue zone' deyip bilim adamları geliyor. bizim oralarda herkes 120 yaşında torunuyla oynuyor, kimsenin adı blue zone değil yani. kapitalizm yine mal bulmuş gibi etiketlemiş işte, gişeyi açmış, turistleri çekiyor. bence kimse farklı bir şey yapmıyor, sadece herkesten az stres yiyorlar. gerisi hikaye.
-
kızlar bu blue zone işi tam bir kadın psikolojisi sınavı ya. bizim mahallede de blue zone var mı diye oturdum düşündüm, yok abone olduğumuz yeşilçaycı teyze var o sayılır mı bilmem. ama şu olay şu: hayatını yavaşla, doğayla iç içe, strese kapalı yaşa, ama bakıyorum da bu blue zoneların çoğu dağda taşta yaşamıyor mu? biz şehirde iş-kariyer derken zaten ölüyoruz, onlar için ölmemek kolay tabii. ay hadi canım sıkıldı, biraz daha araştırayım.
https://www.elle.com.tr/g...eden-bu-kadar-konusuluyor