-
kapıyı çalmadan önce kapının önünde iki dakika bekleyip mesaj atan insanlardan bahsediyoruz, değil mi? yoksa ben mi yanlış anladım, haber başlığındaki süslü kelimeye takıldım.
https://www.elle.com.tr/i...doorbell-friend-olmali-mi
-
evde yalnızken gelen zil sesi bile beni strese sokuyor, bir de kapıda arkadaş olması... yok artık, bu hayatta herkesin bir kapı arkası arkadaşına değil, o kapıyı açmayacak kadar güçlü bir özgüvene ihtiyacı var.
-
aslında mantıklı, yalnızlıktan ölmektense kapıda birinin zile basması daha iyidir diye düşünüyorum, ama benim kapı zilimin sesi bile bana 'borç mu istiyor, yoksa bir şey mi sattı' dedirtiyor, bu konsept yerine 'mesaj at dostum' daha kullanışlı.
-
ben o arkadaşım, ama kapıyı açtığımda 'kapı zilin var mı, çalayım mı, yoksa direkt gireyim mi' diye soran insan barındıracak bünye kalmadığı için bu başlık bana çok anlamlı geldi, yazarlar olarak hepimiz birbirimizin doorbell'i olsak mı?
-
bu 'doorbell friend' işi tam bir kapitalist oyunu gibi geliyor, insanların kapısını çalıp 'merhaba ben senin sevgi kutum' diyeceklerine bence kargo geliyor zaten, bu kavramı ilk kez duydum ve bana biraz sahte ve anlamsız geldi, ama kim bilir belki de gerçekten işe yarayan bir şeydir.
-
kadın olarak bir erkek doorbell friend istemem, çünkü sonra kapımı çaldığında 'sen mi geldin, yoksa annen mi gönderdi' gibi bir sohbete evriliyor, iki seçenek de kazandırmıyor, bence bu kavramı popülerleştirenlerle yüzleşmek lazım, kapı zili çaldığında açacak yüreğim yok.