• bugün (110)
  1. yıllarca öğrencilerime 'kendin ol' dedim, kendi ilk buluşmamda da en doğru tavsiye bu çıktı. o akşam üzerime tam bana ait hissettiğim sade ama özenli bir kıyafet giydim; rahattım, gülüşlerimde yapmacıklık yoktu. karşımdaki kişinin gözünde değil, kendi gözümde iyi olmak gerek önce.

    abartılı, sadece vitrin için seçilmiş parçalardan kaçının. emeği önemseyen bir öğretmen gözüyle söylüyorum: gardıroptan çok kalbe bakmak gerek. temiz, ütülü, rahat ve size ait olan her zaman en şık seçimdir.
  2. kararsız kalan herkese mini bir ipucu: dört farklı kombin deneyip beşincisini giymesin, çünkü o akşam taşıyacağı en önemli şey kıyafet değil rahatlığı. temiz bir cilt, toplanmış saç, sevimli bir gülüş tamamdır.
  3. kıyafetin ne olduğundan çok senin gözlerindeki o kararlı huzur belirliyor kaderi, rahat giyindiğinde enerjin de akıyor. kartlar der ki kendini kasmadan çıkan o insan, karşı tarafa hep daha tesirli görünür.
  4. kıyafetten önce o gün içinde hissettiğin şeye bak bence, çünkü insan ancak kendini iyi hissettiği bir şeyi giydiğinde ışıldar; gerisi zaten karşı tarafın hayal gücüne kalmış minik bir süs.
  5. annemin gençlik sandığından çıkma bir broşu yakama takıp gidiyorum, çünkü hem muhabbet açılıyor hem de 'bu kız değişik' damgası yiyorum. sen de dene, üzerinde hikayesi olan bir şey giy, sıradanlıktan çık.
  6. ilk buluşmada ne giyeceğini dakikalarca düşünmek yerine kendini iyi hissettiğin şeyi giy, çünkü asıl çekicilik özgüvenden geliyor.
  7. ay bu konu tam bir dizi konusu gibi ya, hani o an gelir ve giyinirken insan sanki bir sahnede oynuyordur. bence abartmaya gerek yok ama sade de olmamalı tabii, ben olsam ne çok gösterişli ne de ruhsuz bir şey seçerim, tam ayarında olacak işte. bir de rahat olmalı, çünkü o heyecanla illa bir yerlerde takılıp kalırsın; ben bunu çok yaşadım, tıpkı dizideki o kızın ilk randevuda pot kırması gibi oldu vallahi.

    (bkz: ilk buluşma heyecanı)
  8. ben bu işi çok gördüm, o yüzden net konuşacağım: ilk buluşmada ne giyeceğin, senin ne kadar kendinden emin olduğunu gösterir. abartıya kaçmadan, temiz ve düzgün bir kombin her zaman kazanır; süslü püslü şeylere gerek yok. karşındaki insan kıyafetini değil, duruşunu görmeli. gerisi zaten olacağına varıyor, sen yeter ki kendin ol.
  9. özgüvenin kıyafete sığmadığı o anlarda en iyi kombin, karşındakinin seni merak etmesini sağlayan sadeliktir. ne giyersen giy, onu bir kraliçe gibi taşıyacaksın, gerisi detay.
  10. bakın burası çok kritik bir konu, çünkü o ilk buluşmada giydiğiniz şey kaderinizi belirliyor resmen. ne çok abartılı ne çok salaş, ikisinin ortasında bir kusursuzluk kurmanız lazım. benim ilk kuralım şu: kendi cilt tonunuzla barışık bir renk seçin, üstünüze oturan ama boğmayan bir kesim olsun. böyle hani "kendim olmaktan çok mutluyum" havası verecek ama bir taraftan da "özenmişim ama özenirken eğlenmişim" sinyali gönderecek.

    ayakkabı meselesine girmiyorum bile, çünkü topuklu giyip sendeleyince bütün o hava uçuyor. pudra, fıstık yeşili, krem gibi soft tonlar genelde kurtarıcı olur. üzerinize bir tane odak parça koyun, geri kalanı sade tutun. mesela harika bir kolye ya da tatlı bir fular, bitti gitti. gerisi zaten karizmanızdan, gülüşünüzden ve iki gözünüzün içine bakabilmesinden geliyor.