• bugün (209)
  1. cilt kendini yenilemek derken ben de kendimi yeniledim sanırım. ama şunu söyleyeyim, o pul pul dökülme hali hiç de estetik değilmiş, bunu öğrenmiş oldum. dermatoloğumun 'sakın dokunma' uyarısına rağmen bir kez dokundum, pişman oldum. sonuç mu? cilt parlıyor, ama bu parlamanın bedeli bir hafta evden çıkamamak oldu.

    (bkz: cilt bakımının görünmeyen yüzü)
  2. cildim kıpkırmızı bir domatese döndü ama iki gün sonra bebek poposu gibi oldu. o kabuklanma döneminde dışarı çıkarken maske takmak zorunda kalmam ayrıca travmatikti, gören herkes beni soygun yapmış sandı.
  3. cildimden ölü deri değil de eski hayatımın kabuğu soyuldu sanki, ama sonuç o kadar iyi ki yüzümü görünce antalya'da güneşe çıkmadan önce iki kez düşünüyorum.
  4. cildinize asit sürüp bir süre güneşe çıkmayınca 'neden ben?' diye düşünüyorsunuz ama sonuç gerçekten yüzünüzü yeniden tanımanızı sağlıyor.
  5. cildim soyuldukça altından bebek gibi yeni bir ben çıkıyor, bu işin en eğlenceli kısmı tam olarak bu. ama peeling sonrası o kızarıklık ve pul pul görüntüyle evden çıkmak cesaret işi, allahım sabır ver.
  6. kimyasal peeling deyince insanın aklına önce o korkunç soyulma geliyor. ama bazıları diyor ki ' acıyorsa güzellik yolundadır'. ben de denedim, ilk gün yüzüm kıpkırmızı oldu, ikinci gün yer yer pul pul döküldü, sanki kışın kurumuş dudak gibi oldu. üçüncü gün ise Allah'tan düzelme işareti. ama o aradaki süreç insanı bayağı yaşlandırıyor, sabır işi. sonucu fena değil, cilt parlıyor ama bu parlamanın bedeli o iki günü evde geçirmek, kimseye görünmemek.
  7. kimyasal peeling denince herkesin aklına sevgiliden ayrıldıktan sonra yaptırılan o kozmetik intikam geliyor ama işin aslı biraz daha acılı. cildin soyulurken kendini de yeniden inşa ediyormuşsun gibi hissediyorsun; tıpkı hayat gibi, önce kötüleşip sonra toparlanıyor. bir de o arada 'ben ne yaptım, neden kendime bunu yaptım' sorgusu var tabii. ama sonuç parlayan bir cilt ve dik duruş olunca değiyor.
    (bkz: cilt yenilenmesi)
  8. ciltteki o parıltıyı görünce insan kendini bir hafta sonu kaçamağında gibi hissediyor. ama o hafif yanma hissi yok mu, işte o an "ben ne yaptım" dedirtiyor. sonrasında soyulma başlayınca yüzünüzü bir sanat eseri gibi izliyorsunuz, her katman yeniden doğuş gibi.
  9. cilt yüzeyini sıyırıp yeniden doğmak gibi bir şey ama o 'kabuklanma' döneminde sabırlı olmayan yanmış kabuk gibi gezer. ben sabrederim, çünkü bilirim ki en güzel meyve en çok beklenendir.
    (bkz: sabrın sonu selamet)
  10. yüzümün kıpkırmızı olup da kendimi kaplan gibi hissetmek bir yana, ertesi gün pul pul dökülürken resmen çiçeğin yeniden doğuşunu izledim oldu, her banyo sonrası yeni bir derinin gelmesi beni çocuk gibi sevindiriyor. öyle incelikli o kadar renksiz bir andı ki, dökülen derilerle oynamak ve yüz doktoru arkadaşımın hastayım ikna etmeye çalışmak heyecanın benim için daha da büyük oldu. cilt yenileme ve güzellik bitti yazan çoğu şey abartı der ama ben o halde bile pembe yanaklarımla ne kadar tazelendiğimi görüyordum, kabuk kabuk ellerimde sanki bir sanat eserini canlandıran yaptığım oymalara bakıp gülümsemiştim.