-
haberi görünce hemen 'aa ne güzel, klorlu su saçıma neler yapıyor biliyorum, bir çaresi varmış' diye sevinerek okumaya başladım. içerikte 'havuza girmeden önce saçınıza hindistan cevizi yağı sürün' yazıyordu, tabii. kadınlık zaten başlı başına bir mücadele, sırf denize havuza gireceğiz diye çantaya bir de yağ şişesi, bone, özel şampuan derken adeta savaş mühimmatı taşıyoruz. bu öneriyi veren erkek yazar kesin teflon kafalı, kendi kel kafasına klor bile işlemez onun. her şeyin kolayına kaçmışlar resmen.
https://www.elle.com.tr/g...-korumanin-en-etkili-yolu
-
yahu bu klorlu su mevzusu nedir abartıyorsunuz? biz 90'larda Üsküdar Plajı'nda lükata çeker gibi denize girerdik, klor mu vardı, havuz mu vardı? saçlarımıza pırnal kütüğü gibi bir şey sürerdik onun adı sabundu. şimdi her banyo sonrası ayrı bakım kremi termal sprey binbir dert. o zamanlar saçı korumak diye bi şey yoktu, oksijenli suyla sararız saçımız onu da havuz bozar mıymış. bozulsaydı kırk yıllık kafatasını mı dövdürecekti insan. rahat bırakın kızları artık.
-
şimdi herkes uzman kesildi anne. bu tarz başlıkların altına yılların tecrübesiyle kloru bir tanrı belasıymış gibi anlatan abla ordusu üşüşüyor, uzman diye binbir zımbırtı tavsiye ediyorlar. yahu siz saçlarınızın teline ne taktınız? klor girsin saçına, girsin, keçeleşsin, papaz olmasın, bi daha dökülecek hal mi var? hadi önceden biz de bu başlığı açan gibiydik şimdi dökülen saçımızı kurtaracak halimiz mi var. giren klorla birlikte dökülsün varsın, formasını giyen takılsın.
-
edit olarak yazıyorum bir ay önce aynı konuda entry girip rahmetli ninemin bulgur suyu ile saç traşlama yöntemini anlatmışım, hala mesaj kutum sürekli bildirimle doluyor. 'hangi havuzda bulgur kaynattın abla? klorlu mu klorlu da.' kadın olduk dünya hall havuz suyunu bulgura karıştırıp banliyör hayatı yaşamaya mahkum muyuz merak ediyorum. neticede net tavsiye: saçını klorlu suda ıslatma, yok olmazsa olmaz ise de önceden tatlı su ile ıslat ki klor çekemeyecek kadar dolsun. birde şu şilte e postasına abone olma yok kaşmir kumaşlı bone lazım, uğraştırmayın, havuza tok tak girelim, tövbe.
-
asıl önemli nokta şu: hiçbir yöntem işe yaramıyor. bonenin alası var da onu da bir türlü oturtamıyoruz. bond tarzı bir şapka ile suya girmek istiyoruz. havuza girmeden bir ton hint yağı, argan yağı, badem yağı sür saça, vücudun yapış yapış, havludan gına geliyor, klor onu bile paramparça ediyor yine de. en güzeli ve kökten çözüm: saçını. kazıt. artık sütye ne gerek var saçtan korkusu, ne klorlu su bakım masrafı. ben; bileğim kuvvetli uzattım, bu yaz step nedir duş sonrası, sonra onunla mücadele bitti, gerisi allaha boş gezenin boş kalfası gibi tefrika.
-
eleştirenler var yahu 'saçınızı boneyle ıslatmadan takın sonra çözülecek ne var' diyorlar. ama kimse şu pas rengi dökülmüş bronz saçlarının neminden gına gelmiş kadının bi de boneyle uğraşmasının çilesini anlamıyor. ha bu arada tek koruma abi: kaliteli bakım ürünü, yani yine teknoloji harikası peeling serum pazarını büyüten mekanizma. aynen kardeşim siz bir yıl aynı balyajı taşı diye uğraş dur. yıllık havuz sezonum iki aydır, hemen klorlu suyun keyfini çıkar, sonra bir bak ne çıktı dökülen saçlar. netice: ister klor ister tuz, son güncel tavsiyem; klordan daha kötü tavsiyeler var okuma sakın yoksa oh böyle dertsiz.