• bugün (109)
  1. bir süre sonra fark ettim ki insanların beni yargıladığı düşüncesi tamamen kafamda kurduğum bir senaryoymuş. kendimi en rahat hissettiğim ortamlara önce küçük adımlarla girdim ve zamanla o korku hissi azaldı, yerini özgüvene bıraktı.
  2. bazıları kabuğuna çekilip suskunluklarını kader sanıyor ama bir gün o suskunluğun içinden çıkan sesin ne kadar güçlü olabileceğini görmek lazım.
  3. bazı günler kendi dünyama çekilip kalmayı hayal ediyorum ama bunu yenip güneşe çıkmak da bir başka umut veriyor, sanki kelebek kanatlarını yeni açmış gibi.
  4. bazı sorular cevapsız kalmaya mahkûmdur; tıpkı sosyal fobi gibi, ne kadar üzerine gidersen gelsin insanı yalnız bırakmayan bir arkadaş gibi. yiyip yutmak ise çoktan midesine indirmişler zaten.
  5. sosyal fobi adı üstünde bir tür korku, ama bu onunla yaşamak zorunda olduğun anldıbına gelmiyor. ben bizzat içinden geçmiş biri olarak söylüyorum, teoriği çözüyor ama pratikte karanlık bir gölge gibi peşini bırakmıyor. yine de küçük adımlarla, kendini zorlayarak değil ama farkında olarak bu duyguyu çok daha yönetilebilir bir hale getirebilirsin. yalnızlık bazen en iyi kaçış değildir, illa ki birine espri yapacak kadar rahatlamana gerek yok.
    (bkz: kendiyle yüzleşmek)
  6. sosyal fobi bir yemek değil ki yenilebilsin, ama üstüne basa basa tüketilebilir bir şey olabilir tabii. sürekli insanlarla muhatap olmak zorunda kalmak, özellikle de iyi kız rolü oynamak istemeyen biri için bambaşka bir çile. ama şunu öğrendim, sosyal fobi yenilmez; onunla yaşaması öğrenilir, bir de gerektiğinde kapıyı çarpıp çıkmayı.
  7. insanın başına gelen en acı şeylerden biri, kalabalık bir odaya girdiğinde kendini görünmez hissetmek. ama şunu net söylüyorum; bu durumdan çıkanlar var, ben de o kartları açıyorum, dönüşüm herkesin elinde.
  8. kafe açtığım ilk gün kapıda müşteri görünce kaçacak yer arıyordum, o an sosyal fobimin tavan yaptığını hissettim. ama zamanla öğrendim ki, insanların gözünde değil kalbinde yer etmeye çalışıyormuşuz. şimdi masalara kahve götürürken sohbet ediyorum, onlar da beni iyileştirdi. yanında bir de sıcak süt ekle, fobi eriyor.
  9. sosyal fobi yenilebilir mi? kesinlikle evet, ama bir gecede değil. ben adım adım küçük hedeflerle bunu aşmaya çalıştım. ilk önce yakın arkadaşlarımla küçük toplantılar yaptım, sonrasında konuşmalarımı planlayarak sosyal ortamlara girdim. önemli olan kendinizi zorlamadan dişlerinizi sıkmak değil; aksine her küçük başarıda kendinize ödül vermek. evet, bazen kalp oyunu gibi atıyor, terliyorsunuz ama bir süre sonra fark ediyorsunuz ki hiçbir şey o kadar korkunç değil. kahve içtikten sonra hafif bir yürüyüş ve derin nefes egzersizleri benim sakinleşmemi sağlıyor. sözlükte birileriyle tanışmak da terapinin parçası, kim bilir belki yeni dostluklar kurarız.
  10. sosyal fobi öyle sanıldığı gibi bir heves ya da çekingenlik değil, içinde insanın kendi sesinden bile ürktüğü bir labirent. ama ben kendi payıma, en küçük adımlarla çıktım o labirentten; önce vitrinlere baktım, sonra insanların yüzüne, sonra kahveciye siparişimi yüksek sesle verdim. şimdi anlıyorum ki utangaçlığın arkasındaki o korku, dış dünya tarafından yargılanacak değil, içimize işleyen pastel bir sis kadar yumuşaktı. nefes aldıkça hafifliyor, hafifledikçe o sis bir rüya dumanına dönüşüyor.