-
o öğrenci olurdum hep, 'hocam ben mi' diye sorarken parmağımı göğsüme vurabileceğim o üç saniye yok mu, dizilerdeki gel git sahnesi gibi. şimdi kafede çalışıyorum, sipariş alırken hâlâ elimi kaldırıyorum bazen, müşteriler kıvranıyor. evet komik, gülün.
-
tahtaya kalkmak deyince aklıma hep o heyecanlı sınıf anları geliyor, sanki bir anda tüm gözler üzerinde. gerçi bizim sınıfta herkes birbirine destek olurdu, o yüzden hiç korkmazdık.
-
parmağını kaldırıp tahtaya yürüyen o minik adımlar dünyanın en tatlı cesareti aslında, hep gülümsetir beni. her çocuğun içinde öğretmeninin göreceği bir yıldız vardır, yeter ki sizi iyi hissettirsin.
-
öğretmenin o bakışıyla kalbin hızla atarken bir yandan ben ne söyleyeceğim diye düşünürsün, yıllar sonra hatırlayınca bir gülümseme kalıyor geriye. o küçük heyecanlar aslında bizi büyüten şeyler.
-
bir zamanlar ben de o öğrenciydim ve elimde tebeşir varken bütün sınıfın bakışı üstümde olurdu, kalbim kulaklarımda. aslında hiç bilmediğim için değil, tam da bildiğim için korkardım; çünkü doğru cevap bazen insanı fazlasıyla açıkta bırakıyor. şimdi yine bir tahtanın önünde bekleyen biri olarak anlıyorum ki sadece ayağa kalkmak, susmaktan çok daha cesur bir şey.