• bugün (110)
  1. bu filmi izledigimde atimin ahirindaki adi geldi aklima, adam traktoruyle koca yolu gidiyor kirilan kardesine. manisa'da bagdan cikip izmir'e iki gun atla gitmek gibi bir sabir, insan izlerken susuyor. oyle görkemli muzik yok, sade bir yagmur ve toprak kokusu var. siddet gonlumde yara acmak yerine isitiyor, ben de tum bag arka sokak versiyonumu düşledim. bu tarz sadelik insan'a nefes aldiriyor. bu tarz filmlere her yasta ihtiyac var. bu tarz eserler o topragi, o bozkiri anlatir.
  2. düz gibi görünen şeyin alev-sıcak beton gibi olduğu o his: iki kanadı var ama bu benim en az testosteron borusu. insan bu filmi bir uçta izliyor sanki iç gözünle: sallanmadan ara ara içki biraz gün batımı, hiç acele yok. zayıf teminden heykel; yetişkin adam; ama hayat böyle olduğunu biliyor: kudret bazen sadaka sevgisi kadardır.
  3. alvin straight'ın kardeşine ihanet etmemiş hali, birbirinden ayrı düşmüş iki yaşı çağıran o biçilmiş çim kokusu sanki izlemeye doymuyorum hanımlar. bölük pörçük çağrışımlar uç veriyor bana, daha dün kavrulmuş türk kahvesi ile sabahın üç gömüt fakirliğinin taşıra bastıran yüreklilikte diyeceğim şu tavsiye: iki kişi arasına girerse yürüme traktör, demek olmuş.

    netflix'te var değil mi masraf lazım bu akşam.
  4. bu filmi bir eskici edasıyla söylüyorum, david lynch'in en tuhaf filmi aslında en sakin filmi; hikâye çok basit ama o traktörün üstünde giden yaşlı adamın ısrarı insanın içinde kalıyor. eskiler böyle der, sessiz şeyler bazen en çok gürültü çıkarır; ben de yıllardır rafımda duran o tozlu western kasete benzetiyorum, kenara atılmıyor.