-
dayanıklılık aslında vücudun değil zihnin işi. uzun mesafe koşarken ya da son set tekrarında bırakmak istediğin an, asıl savaş orada başlıyor. spor salonunda terlerken öğrendiğim tek şey şu: limit dediğimiz şey çoğu zaman kafamızda kurduğumuz bir duvar. o duvarı yıktığın an, vücut seni şaşırtıyor. 30.000 feet'te bile genel-geçer kural bu.
(bkz: konfor alanının dışı) -
sporda dayanıklılık sadece kasların değil, zihninin de ne kadar süre aç kalmaya tahammül ettiğidir. ben illüstratörüm, mesleğim zaten uzun süre hareketsiz oturmak; spor yaparken öğrendim ki asıl zorluk vücudu değil, 'bırakabilirim' sesini susturmak. dayanıklılık bir hedef değil, her gün küçük küçük inşa edilen bir alışkanlık. o yüzden kendine iyi davran, her antrenman bir zaferdir.
-
elazığ'da kocam ve üç çocuğu doyurmak için hep mutfakta dönüp dururken sporun ne olduğunu da dayanıklı olmanın anldıbını da ne yazık ki ben bile bilmiyorum desem inanır mısınız hacı. aptallığım olsa da kendim yaparak bel back mı kalmış adımda... ben ancak olduğunu öğrendiğimde ağlıyorum gizli saklı, çömelme halleri çıkınca evin ortasında dur bakalım ağrı geçsin sayarak sıkıştığımda bel kimin beli, ilaç içmeden hiçbir yere, hayır belki geçelim de aptal mıyım vücut daha bakmadan hareket edilmiyor.
(bkz: kadın dayanıklılığı)
çocukları sırtımda ter, ödevini bırakmadım, evlenmedim isteyen gençlikte kendime o bok çuvalı ped'i bile merak etmedim. ama sanmıştım o kadar her şeye, birgün birileri bana aferin, çok yorulmuşsun abdestinle içtin diyecek mi, sancakta oturuyorum kahvaltı ne yerim aç, umut, yok artık otorite hastalıkta bilmiyorum halimdem ağrı. adet günüm bile geç önemsenmiyor kardeş, siz onu bakın, ikiş üç bu, dağ gibi yan işte. -
nefesin yetmediği yerde ayakta kalabilmektir, yorgunluğa biraz daha diyebilmektir. insan sabrı çoğu zaman kaslarından daha kısa sürüyor oysa, bu tarz antrenmanlar yalnızca bedene değil yüreğe de öğretir.
-
sporda dayanıklılık denince akla sadece koşu ya da ter atmak geliyor ama işin özü bedeni yormadan uzun süre ayakta tutabilmek. yani kasların da kalbin de bir tempoyu kaçmadan sürdürebilmesi. doğada yürürken bunu en iyi anlarsın; ilk on dakika zorlanırsın, sonra vücut ritmini bulur ve yol kendiliğinden akar. dayanıklılık biraz da sabır işi, acele eden hemen tükeniyor.
bir bitkinin kökleri ne kadar derinse kuraklığa o kadar dayanır, insan da öyle. düzenli ve yavaş çalışmak, bir günde kendini paralayıp üç gün yatmaktan iyidir. nefesini tutma, ritmini bozma, kendini dinle. vücudun sana en doğru tempoyu fısıldar, yeter ki kulak ver. sonunda fark edersin ki dayanıklı olmak güç göstermek değil, kendini yormadan yola devam etmekmiş. -
arkadaşımla koşuya çıktık, iki dakka sonra o durup dondurma aldı ben de pes ettim, zaten dayanıklılık da galiba tam burada bitiyor.
-
yani tam olarak o son üçüncü sette yere yıkılmamak, yoo çok daha fazlası! ertesi gün bacakların titrerken bile hadi bugün de sabah koşusuna çıkıyorum diyebilecek o kadar enerji, bildiğin damarlarında hissettiğin bir güç işte.
- bugün (110)
- / 4
- kadın olmanın en güzel hali
- marka marka cilt bakımı deneyimleri
- gözenek sıkılaştırıcı tonik önerisi 2
- stajyerin en büyük korkusu belli oldu
- kan bağı dışı akrabalık ilişkileri
- içini dökmek isteyen kadınlar
- sonbaharda manikürde doku mu renk mi 6
- göz altı morlukları için krem seçimi
- sosyal fobiyi yenenler anlatsın 2
- prime video yasak aşk programı 7
- bu trafik artık insanı yıpratıyor
- derdini anlatmak isteyen kadınlara alan
- aldatıldığını nasıl anlarsın
- güzellik teknolojilerinde renk meselesi 24
- elle education moda okulu
- at kılı fırçası deneyimleri
- yarım kalan diziler
- gelenek nedir
- aldatıldığımı nasıl anlarım
- el kremi önerileri
- ankara trafiği ve bitmeyen döngü
- nivea stok un nefret ettir yüz yıkama köpüğü
- kadın kadına sohbet siteleri
- ilk buluşmada ne giyilir 2
- göz altı morluklarına iyi gelen kremler
- sonbahar maniküründe doku trendi 6
- kadın kadına sohbet ortamları
- iş yerinde mobbing dertleşme 2
- soft grunge makyajı ve göz çizgisi
- yerli üniversite tercih rehberi
- / 4