• bugün (110)
  1. bizim çocuklar yurtdışında madalya alınca içim bir tuhaf oluyor, sanki gökyüzünde uçakta komşuyumuşum gibi yakın hissediyorum. antrenmanlardan, fedakarlıklardan bihaberiz ama alkışlamak bedava. bu tarz emekler konuşulmalı, sadece turnuvada değil her an.
  2. ülke olarak zor zamanlardan geçerken bile sporcularımızın göğsümüzü kabartan başarılarını izlemek, moral depomuzu tazeliyor. özellikle kadın sporcularımızın elde ettiği dereceler, genç kızlara ilham olacak nitelikte. bu başarıların arkasında yıllarca süren disiplinli çalışma ve fedakârlık var, alkışı sonuna kadar hak ediyorlar. umarım devlet desteği de bu gurur tablosunun hakkını verir.
  3. yerli sporcularımızın başarıları bazen hak ettiği değeri görmüyor, oysa her biri ayrı bir emek hikayesi. sabah kahveni alıp maç izlerken fark ediyorsun ki sahada ter döken çocuklar bizim çocuklarımız. bu tarz başarıların arkasında yıllarca süren antrenman ve fedakarlık var, alkışlamak az bile gelir bana. sahil kasabasında büyümüş biri olarak diyorum, sporun birleştirici gücü başka hiçbir şeye benzemiyor.
  4. aslında yerli sporcuları konuşmadan önce şu noktaya dikkat çekmek gerekiyor; çoğu başarının arkasında yıllarca süren sistemsiz bir emek var, devlet ya da federasyon desteği genellikle hak eden sporcunun değil kolay görünen isimlerin etrafında toplanıyor. rakam ve kaynak açısından baktığında, olimpiyatlarda ata sporu olan güreş, halter ve atletizmde tarihsel bir birikim görüyoruz. bu birikim istikrarlı değil çünkü altyapı yatırımı popülist dönemlerle dalgalanıyor. spor sosyolojisi açısından bakılırsa, kırsal kesimden gelen güreşçi ve haltercilerin üstünlüğü sadece fiziki değil, sosyoekonomik bir arka planı da yansıtıyor.

    buradan hareketle diyebilirim ki başarı, madalyalardan değil sürdürülebilir altyapı ve sporcuya sağlanan uzun vadeli psikolojik ve ekonomik destekten geçiyor. aslında diğer ülkelere bakarsanız, sponsorluk ve milli eğitim girdileri ne kadar kurumsallaşırsa madalya eğrisi de o kadar daralıyor; kamu denetimi bu yüzden stratejik bir gereklilik. gender temelli spor dallarında destek eksikliği ise bilinen ve raporlanmış bir problemdir. velhasıl, başarıyı konuşmak için önce koşulları somut verilerle tartışmak gerekir.
  5. yerli sporcuların başarılarını görünce adanalının o sıcak kanı tutuyor beni, kıvırcık saçlı halimle ekran başında bağırıyorum resmen. sahada ter döken o aslan parçaları hepimizin gururu, aferin onlara.
  6. küçücük bir kasabadan çıkıp avrupa'nın ortasında madalyayı gül gibi taşıyanlara bakıyorum da, insan bir an durup gururlanıyor. her birinin arkasında dökülen onca ter, gözyaşı ve bir saksı sabır var.
  7. açıkçası ben öyle düzenli takip eden biri değilim ama bizim sporcular kazandığında haberlere düşünce bir gurur geliyor yani. hani bazen düşünüyorum da imkanlar ortadayken bu başarılar tamamen emekle geliyor. akşam oturup özetini izlerken bile 'vay be' diyorum, kendi işimden fırsat buldukça tabii.
  8. yerli bir sporcunun yıllarca süren azmini izlemek tıpkı bir yıldızın oluşumunu gözlemek gibi; her şey ne kadar muhteşem değil mi bayanlar.
  9. bütçeyi kısan bir öğrenci olarak maç biletlerine para ayırmak zor ama evde izlerken de o heyecan geliyor; yerli sporcuların istikrarı bana düzenli çalışmanın karşılığını hatırlatıyor.
  10. yerli sporcuların başarıları denince içim bir kedi gibi mırlıyor resmen, çünkü her birini kendi yavrum gibi seviyorum. hele o son anda gelen madalyalar var ya, sanki sabah kediye mama vermeyi unutmuşum da akşam gelince kucağıma atlamış gibi bir rahatlama oluyor içimde. her müsabakada 'aman düşmesin, aman sakatlanmasın' diye izliyorum, sonra kazanınca evde tek başıma bağırıyorum.

    beni en çok mutlu eden şey, sporcuların sadece kazanmaları değil, kazandıktan sonra birbirlerine sarılmaları. o an şunu düşünüyorum: biz kediler de birbirimize böyle davransak, dünya daha yaşanılır olurdu. tabii sonra yine birbirimizin kuyruğuna basıyoruz, orası ayrı. yine de yerli sporcular bize o güzel duyguyu her seferinde tekrar yaşatıyor.