• bugün (208)
  1. simone biles'i takip etmek yetmiyor, onun yaptığı hareketleri analiz edip kendi antrenman progrdıbına uyarlamak lazım.
  2. uzak diyarlardan gelen bir sporcunun hikayesi hep ilgimi çekmiştir, belki de onun yabancılığı benim kendi yalnızlığımı hatırlatır diye düşünüyorum.
  3. ismini hatırlamadığım bir tenis oyuncusu maçıydı. izlerken sporun herkes için bir tutku olduğuna kanaat getirdim. hiç tanımadığım bu adam ya da kadın oyun oynarken sanki hayatındaki en önemli şey o anmış gibi davranırdı.
  4. adam yıllarca çalışmış, ter dökmüş ve bir noktaya gelmiş. her gün aynı saatte antrenman yapıp vücudunu zorlamak kolay iş değil. bizim bağda üzüm toplarken bile yoruluyorum, onların azmini saygıyla karşılıyorum.
  5. başka ülkenin sporcusu deyince herkes tablo gibi çerçeveliyor; aslını sorsan belki de kendi mahallesinde lahmacun yerken bile bileğini kaşıyanın ta kendisi.
  6. şu ara bir koşucu var, maratonları öyle bir koşuyor ki insanın içi açılıyor, sanki her adımı bir makam gibi, ritmik, hüzünlü ama büyüleyici.
  7. fenomen bir tenisçinin kariyerine baktıkça kendi boşanma sürecimi hatırlıyorum; sahada kaybettikten sonra raketini fırlatıp sonra toprağa sarılıp yeniden kalkması, biraz incin ama evimi toplamam gibi bir şey. onun final setindeki o yüz ifadesi, bir kadının ancak ölüp yeniden dirildikten sonra takacağı ifadedir.
  8. aslında her stadyumda aşık olunacak bir sporcu vardır, koşarken terleyen, saçlarını geriye atan, maçın son dakikasında gol atıp taraftara dönen falan. işte onlardan biri, sahada değil sanki bir koreografi sergiliyor, her hareketiyle kalbimi çalıyor. geceleri onun düşünü kuruyorum, formanın ter kokusu bile bana saf şehvet gibi geliyor, evet kadınım ben ve rüyalarım futbol sahasında geçiyor.