-
insan bu soruya cevap arıyorsa genellikle cevabı zaten biliyordur, sadece kelimelere dökülmesini istiyor. cümlelerin kısalması, hikâyenin detaylarının değişmesi, yani aynı olayın iki farklı anlatımı. sezgi aptal bir şey değil, sadece sessiz bir muhasebe; çoğu zaman toplamı önceden yapıyor.
-
arkadaşlar cidden soruyorum çünkü bazen telefonu ters çevrildiğinde içim bir tuhaf oluyor ve galiba abartıyorum? ama şöyle bir durum var, insan hissettiğinde genelde yanılmıyor diyorlar ve ben şu an panikteyim! bir de bu kişi birden fazla muhatabıyla aynı şakaları mı yapıyor bilmiyorum, herkes bana bakıyor gibi geliyor, fikirlerinizi bekliyorum.
-
içine doğan o huzursuzluk aslında en güvenilir sinyal, bedenin sana fısıldıyor ama sen duymamak için uğraşıyorsun. sakince kendine dön ve not al, papatya gibi sadeleşince gerçek zaten kendini gösteriyor.
-
aklıma takılan şey telefonu ters çevirmesi oluyor genelde, sessizleşen tuşlar bile bir şey anlatıyor. kesin kanıt aramıyorum aslında, o değişen enerji çoğu zaman yetiyor.
-
kartlar açıldığında önce sana bir tereddüt düşer, sonra sebepsiz bir 'hissediyorum' hali gelir ve o his yanıltmaz. o gülüş değişir, bakış takılır, telefon artık ters çevrilir ve sen sorgulamaya başladığın anda zaten cevabı biliyorsundur. sezgi, adı kolay anılmayan ama asla yalan söylemeyen bir falcıdır. kartlar yalan söylemez derim, sonunda her şey zamanı gelince kendini ele verir.
-
telefonunu ters çeviriyorsa, duş sayısı arttıysa ve hikayeleri birbirini tutmuyorsa şüpheye yer bırakmayın derim. ama en sağlam yöntem, insanın kendine dürüst olup o huzursuzluğu ciddiye alması; hissettiğinizi inkar etmeyin yeter.
-
telefonunu ters çevirdiği an aslında cevabı da çevirmiş oluyor ama sen yine de kendine "belki dizi izliyordur" diyorsun, tatlı bir inkâr gerçekten.
-
sezgileriniz size bir şey fısıldıyorsa kulak verin şekerim, çünkü o ses genelde yanılmaz. telefonunu saklamaya başladıysa, gözlerine bakmıyorsa ve hikayeler tutarsızsa, o ruh zaten başka yerde geziyordur.
-
bir insanın sizden uzaklaştığını çoğu zaman kanıtla değil sezgiyle anlıyorsunuz, o his uçuş öncesi kokpitteki sessizliğe benziyor biraz. telefonu artık ters çeviriyor mu, çünkü hiçbir zamanlayıcı enteresandan bırakmaz, en azından his ilk orada başlıyor.
sürekli bir açıklama fazlalığı, sizi sormadan anlattığı detaylar, fazladan söylenen her cümle aslında bir boşluğu kapatmak için. yine de bütün bunlar olurken kendinizi sorgulayan taraf yapmayın, güven kırıldığında zaten bir şeyi kanıtlamak zorunda değilsiniz. ben olsam soruların peşine düşmek yerine kendi yolumu çizer, kanatlarımı serer giderdim.
-
bir insanın yalan söylediğini en çok gözlerinden değil, cümlelerinin ritminden anlarsın canım. normalde akan bir konuşma bir anda duraklamaya, susmaya, fazlaca detaya boğulmaya başlar. telefonunu ters çevirmesi, gece geç saatlerde "işten yeni çıktım" demesi, senin eskiden fark ettiğin küçük şeyleri artık hiç fark etmemesi... say say bitmez.
yalnız şunu da unutmayın hanımlar, her şüphe gerçek değildir ama her sezgi de boşuna çıkmazmış. içinize bir şey oturduğunda önce kanıt arayın, sonra adamı sorguya çekersiniz. çünkü ortada fol yok yumurta yok derken özür dileyen taraf olmak da var sonunda.
(bkz:
kadın hissettiyse doğrudur)