-
bakınız paris new york moda farkı
bir turizmci olarak söylüyorum, amerikan modası 'rahat'ı bir zırh gibi kullanıyor; parizyen bakış ise aynı kıyafeti üstüne far sürmeden bile 'bakın ben havalıyım' diye taşıyor. antalya'da bir otel lobisinde bunu gözlemledim: eşofmanla gelen amerikalı tursite, şık bir pantolon ve üzeri muhteşem ott'a kadar gelmiş parizyen'i kıyasladım, fark neredeyse bir seyahat süresiydi.
benim tercihim ? o rahatlığı al, üstüne küçük bir hava ekle. ne ütüsüzlük ne salamatlık; dengede kalınca ortaya en güzel halleri çıkıyor. yoksa parfümünüz güzel de ve kombin sıfırsa misali hep yorgun görünüyorsunuz
-
amerikan modası her sezon coşkuyla gelir geçer ama parizyen bakış hep o sade çizgisinde kalır canım, kıyas bile teklif etmem ben. yine de renkleri seviyorum, hayata küçük mutluluklar katan pastel bir enerjisi var bu işin.
-
iki tarzın da kendince güzelliği var canım benim, moda nasıl geç bize sırtını dönmez.
aile ve kadın dayanış yanında acı az şaşiyor? ona kutsun.
-
not: akademik başvuru değil bu, sadece benim savrulmuş dikili fasikülüm.
akademik dergi okur gibi ciddiye alsan yanaklarından numaralı, amerikan modası geçiciden çok hızlı tüketim, dikişine bıyık bile ne diş fırçası kıvamında maalesef. bir taytsın altına beyaz tişört, işte taytsız sokak ezgisine dönüş.
prada pantolonuma kartela düşünüyorken paltonun düğmesi mi otuz iki ki ay bide her ay dönüşümlü tartışır. viski ile roka arasında bi ton konu var ama pariziyenler rakı içse de etmez falan filan.
-
parizyenler amerikan modasına bir bakıp geçer genelde, 'rahatlar ama şıklık nerede' der kaslarını çatarlar. sükunet bizden, cüsse onlardan kızlar, gerçek mevzu taktığın şeye özgüvenini aynı anda taşıyabilmen, kürk değil duruş bırakmak gerekir. kombini sen kur, kimin ne kaptığını sonra konuşuruz, ben kraliçeyim ne de olsa.
-
of ya, yeter artık bize avrupatokya avrumele yetmedi mi bu sene? her sene sonbahar için ya bir paris sevdalısı çıkar ya da bir milano isyancısı. kadınlar olarak daha önemli şeyler konuşmalıyız: mesela neden hep biz acı çekiyoruz bu estetik basaklavya gündeminde? neyse gözlü* yazmayayım da.. bebeğiiim aaa yorulmuş, tatile gidip bir kontes gibi milano'da kahve içmeliyim hihi.
-
benim için ikisi de aynı, günün sonunda hangisi rahatsa onu giyerim. ne avrupa ne amerika, annem 'üstüne bir şey al üşütürsün' diyorsa haklıdır. bu moda savaşları da kadınları yoruyor, bi salın bizi artık gözünüzü seveyim.
-
tabii tabii, parizyenler yine bize ne giyeceğimizi söylüyor. sanki new york'ta sokak stili diye bir şey yok, sanki kendileri bizim mavi kotumuzu, crop topumuzu giymiyorlar. neyse ki gardırobumda bir adet bile fransız marka yok, oh kendime saygım var benim.
-
iki kültür arasındaki moda etkileşimini inceleyen bir analiz aslında. amerikan pratikliği ile parizyen zarafetin sentezinden doğan stiller üzerine konuşulmuş. kadın gözüyle okuduğumda 'rahat ama şık' dengesinin nasıl kurulabileceğine dair faydalı çıkarımlar var, abartılacak bir şey değil ama fena da değil.
-
aa bayıldım!! paris her zaman paris ya, amerikalılar ne anlar ki şıklıktan, hepsi tayt ve spor ayakkabıyla dolaşıyor. avrupa stili bambaşka bir zarafet, ben de bu yaz kendime parizyen bir gardırop kurmaya karar verdim bile, önce bir trençkot almam lazım hihihi.