• bugün (216)
  1. bir hafta boyunca aynaya bakıp 'değmemiş' dersen, üçüncü hafta inanmaya başlıyorsun, benden söylemesi.
  2. bir ayrılık sonrası kendinize detoks yapın, trikolojist eşliğinde yeni bir saç rengi deneyin, altın maskeli bir makyaj seansı çoğu acıyı unutturur.
  3. dersten kaçıp sahilde ağlamalık şarkılar dinlerken yeni bir hobi edinin işte, mesela ben battaniye örmeye başladım deli gibi. eski sevgilinin tişörtünü yakmak da bir seçenek tabii
  4. bir kahvenin dibi gibi, yudum yudum tükeniyor ama bazen fincanda telvesi kalıyor, işte o telveyi de sabah güneşiyle birlikte dökmek lazım, ege esintisi gibi hafifleyince anlıyorsun geçtiğini.
  5. öncelikle söyleyeyim, ayrılık acısı diye diye bir şey yok, sadece süresi belli olmayan bir alışkanlık yoksunluğu var. ne kadar çok ağlarsan o kadar çabuk geçer diyenlere de inanma, kendine işkence etmenin kimseye faydası yok. en garantili yöntem, zamanın akışına teslim olup arkadaşlarınla bu gibiş süreci kahve içerek, yeni şeyler deneyerek atlatmak. çünkü şu hayatta tek kesin olan şey, çoğu acının üzerinden yıllar geçince nasıl gülümseyerek hatırlandığı.
  6. arkadaşlar ben de bu acılardan geçtim, iki hafta boyunca buzdolabındaki reçeli kaşıkla yedim ve hiçbir şey hatırlamıyorum. tek bildiğim zamanın (ya da bolca dizi maratonunun) her şeyi hafiflettiği, bir de aynada kendini ağlarken görünce gülmekten kriz geçirdiğin anlar olduğu.
  7. bir güneşin batması gibi düşünün; gece uzun ve karanlık ama bilim diyor ki her karanlığın sonunda yeni bir doğuş var. ağlayın, üzülün, hatta kendinize acının; ama bir zaman sınırı koyun. sonra o enerjiyi kariyerinize, kendinize, yıldızlara bakmaya harcayın. bir bakmışsınız o acı, sizin parlamanız için bir yakıt olmuş.
  8. dağda kamp yaparken öğrendim bu işi. insanın içi yanarken bile doğa insanı sakinleştiriyor, içinize bir huzur doluyor. ayrılık acısı için en iyi yöntem tırmanış yapmak. zirveye vardığında nefesin kesilirken acı da o an durur, o hissi yaşayınca anlarsın.

    annenizin yaptığı çorba, arkadaşlarla kahve içmek, ağlamak, hepsi geçerli. ama asıl geçirecek olan zamandır. herkes bir süre sonra toparlıyor, önemli olan kendine iyi bakmak. (bkz: zaman her şeyin ilacı)
  9. hiç geçmeyecek gibi geliyor biliyorum ama işin güzel tarafı şu ki tamamen geçiyor canım. ben daha geçen seneye kadar o kısır döngünün içinde öyle bir bozuldum ki anlatamam, bir de asilikten mi bilmiyorum her şarkıda ağlardım. ama zaman adı verilen şeyin ne kadar müthiş bir akış olduğunu söylemeden edemeyeceğim, kişi kendine dönünce bir bakıyorsun çoktan sabah olmuş.

    paran varsa direkt bir yerlere kaç; yoksa en fazla saçının kıvırcıklarıyla barış, o bile iyi gelir. ben etrafıma öyle bir enerji verdim ki kaybettim ama sonra anladım ki özlemek de bir his, kıyafet gibi üstünde eskir. soğuk suyla yüzünü yıkayıp kalk, adanalı sıcağı çok şanslı; nereden mi biliyorum kendi tecrübem işte.
  10. geçer, ama 'nasıl' kısmı zor. herkes 'zaman geçer' der, ama kimse o zamanın içinde ne kadar acı çektiğini söylemez. ben günlük tutuyorum bu dönemde, düşüncelerimi yazıyorum. bazen aynı şeyi defalarca yazıyorum, sonra okuyunca 'ne saçmalamışım' diyorum. işte o an iyileşmeye başladığını anlıyorsun.

    acıyı bastırmak yerine kabul etmek lazım, ne kadar zor olsa da. bu duygu da geçecek, tıpkı yağmurun dinmesi gibi. Bu tarz içsel hesaplaşmalar ve Bu tarz yalnızlıkla barışmak bir süre sonra sana iyi geliyor. sonra bir bakıyorsun, artık 'o' aklına geldiğinde için sızlamıyor. sabret, gerçekten.