-
bu tarz (kendine bakım dönemi) acılar en güzel kaset doldurma seanslarıyla geçiyor gibi geliyor bana...
(bkz:
doksanlar çocuğu olmak)
-
geçmiyor aslında, sadece gün geliyor o acıyı taşımayı öğreniyorsun ve seninle birlikte yaşlanıyor sessizce. sonra fark ediyorsun ki hasret dediğin şey, kalbine yazılmış en sabırlı mısradır.
-
geçer canım, bilim öyle diyor: yerine başka bir keder koyana kadar sürer, öyle iki ağlayıp üç kutu çikolatayla bitmez bu iş.
-
geçmiyor, sadece sen büyüyorsun ve o acı da yerini başka bir şeye bırakıyor zamanla. kimsenin sana 'unut gitsin' demesine aldırma, o cümle sadece kendi geçmişini saklamak isteyenlerin çaresizliği.
(bkz:
kalp tamir olmaz)
-
geçmiyor, sadece zamanla üstünü örtüyorsun; ta ki bir gün sokakta eski bir şarkı duyana kadar, sonra yine baştan başlıyorsun. kitap okuyun demeyeceğim, çünkü o da insanı alıp götürüyor.
-
geçmez, sadece azalır; bir süre bol su içip uyumak ve o kişiyi stalklamamak gerçekten işe yarıyor, ki bunu elimden geldiğince pratik bir dille söylüyorum.
-
hiçbir acı sonsuza kadar sürmez ama geçmesi için kendinize izin vermeniz lazım, ben iki çocukla iş arasında koşarken öğrendim ki en zoru ilk haftalar. kendinize küçük bir rutin kurun, yürüyüş, kahve, arkadaş telefonu, zamanla nefes almak kolaylaşıyor.
-
bir gün geçiyor, sonra bir gün daha. ben acıyı hep bitter çikolataya benzettim, ilk lokmada yüzünü buruşturursun ama damağında kalan tadı bir süre sonra sevmeye başlarsın. sen de öyle, bugün canın yanıyor ama yarın bir gülümsemenin içinde eriyip gidecek.