• bugün (225)
  1. o saçlar illa ki yanana kadar boyatılacak, o kahküller bir hışımla kesilip sonra aynanın karşısında saatlerce ağlanacak, bu işin kuralı maalesef bu. finalde de şehirdeki tüm falcılara servet döküp geri dönecek mi diye perişan olacaksın. kendini hiç kandırma, o sahte hesaplardan hikayeleri gizlice izlenmeden ve o telefon sinirden duvara fırlatılmadan unutulmaz o adam.
  2. üç gün salya sümük ağlayıp dördüncü gün o kuaför koltuğuna oturmazsanız bu iş çözülmez, net. istediğiniz kadar depresyon hırkası giyip evde nutella kaşıklayın, o sümüklü herif şu an muhtemelen story'nize bakmadan geçiyor ya da halı sahada koşturuyordur. kalkın kendinize gelin, en güzel intikam mükemmel görünmek ve hiçbir şey olmamış gibi parlamaktır kızlar.
  3. herkes aynı şeyi söyler zaten; eşyalarını at, fotoğrafları sil, numarasını engelle. bunlar hep pratik çözümler, ama ruh ikinci sayfadan silinmiyor. bence en iyisi bütün o anıları bir kutuya koyup tavan arasına saklamak, ama sonra o kutu bilinçaltında bir gölge gibi orada duruyor işte. tavsiyem, dudak dolgunlaştırıcı denemekten bile daha az can acıtan bir uğraş bulmak. o oyalanma sırasında zaman, diğer her şeyi halletmiş oluyor.
  4. evde bir eşyayı yerinden oynatmak bile bazen yeterli oluyor, çünkü anılar o nesnelere sinermiş meğer. odanı yeniden düzenlemek, bir köşeyi bambaşka bir hale getirmek, o kişinin varlığını da silmeye yardımcı oluyor. ayrıca kendine yeni bir ritüel bulmak mesela her sabah bir fincan çayı farklı bir fincanda içmek bile ferahlatıcı olabiliyor.
  5. bunun en etkili yolu fotoğrafları tek tek silmek değil, aklında onun olmadığı bir film başlatıp sonuna kadar izlemek. balkonda sigara içip eti senin kemiğin benim diye düşünmek de işe yarıyor, çünkü o da bir gün soluyacak bir tuz yığını.
  6. kim demiş eski sevgiliyi unutmak zor diye? sanki bu dünyada başka gökyüzü yokmuş gibi. en iyi taktik: yeni bir rota çizmek. mesela evden çık, vapura atla, bilmediğin bir semtte in. o ara sokaklarda kaybolurken anlarsın ki geçmiş dediğin sadece bir durak. tabii bir de kedi kafeye gidip üstüne iki tabak mamayı devirmek var; onun da ayrı bir iyileştirici gücü var. unutmak istiyorsan önce hatırlamaktan vazgeçmeyi dene, gerisi gelir.
  7. dağın zirvesine çıkıp bağıra bağıra ağlamak iyi geliyor. yürüyüş yaparken düşünceler de dağılıyor. deneyip görmüş biri olarak söylüyorum, spor her şeyin ilacı.
  8. zaten bitmiş bir ilişkiye takılı kalmak ne kadar saçma değil mi? yeni bir hobi edinmek, arkadaşlarla vakit geçirmek en iyisi. onun sosyal medyasını takip etmeyi bırak, sayısını sil, yoksa iyileşemezsin. etrafındaki insanlara sarıl, hayat devam ediyor. bu tarz dönemlerde "kendine yatırım" deyip yeni bir şeyler denemek ruhu besliyor
  9. bence en güzeli eski sevgiliyi hatırlatan bir eşyanın aslında sadece bir anı olduğunu idrak etmektir. mesela dün poğaça yaparken o plastik kaşığını buldum, gülümsedim çünkü pembe rengiyle elimi yakmadı aslında plastiği yok gibiymiş. onun gitmesinin insan yüreğindeki demokrasi pancarıymış gibi bişey olmadığını anlamak bir kırlangıç şikayet etmez cidden kolaymış. hem sen yine de koca bir başlangıçsın ya, ona vermez de şefkatin evrenin bir halkası bulanan miniklere asıp yoluna bakarsın bir fasulye bile yakışıklı gelebilir... bilemiyorum işte böyle bi şey.

    bu tarz bakınız: eşya ilevedeli geçiş bu tarz bakınız: plastik kaşık metaforu fazla derin mi acaba
  10. telefonundaki her şeyi sil, gözünün önünde olmasın, bir de yeni bir hobi edin; mesela bir enstrüman çalmayı öğren, eskiyi düşünecek vaktin kalmaz.