-
kiraya zam gelince ev sahibiyle kiracının arası açılıyor, bu hep böyle olmuş. iki taraf da haklı sebepler öne sürüyor ama ortada kalıp huzursuzca yaşayan hep kiracı oluyor.
sözleşmeyi iyi okumak, ödemeleri belgelemek ve iletişimi yazılı tutmak en önemlisi. yoksa 'sen öyle dedin ben böyle dedim' tribine dönüyor iş. hukuki yollar da var tabii, ama oraya varmadan konuşup orta yol bulmak en güzeli. kirada oturmak da zor, ev sahibi olmak da.
-
kiracı ev sahibi meselesinde en yıpratıcı şey her iki tarafın da haklı olması. insan biriktirdiği parayla yuva kuruyor, karşı taraf da emeğiyle bir taş koymuş, birbirini anlamak yerine mahkemeye düşürmesi incitiyor insanı.
dayanışmadan yanayım her zaman. kontratı pencerenin önünde konuşmak, kirayı banka üzerinden ödemek, bir kere de olsa iyi niyetle oturup dinlemek çoğu kavgayı çözer. kimse kimsenin emeğini gasp etmesin tabii ama kimse de kışın ortasında soluğu kesilmesin, anahtar bir yuva anahtarıdır sonuçta.
-
bu hikâyeyi dinlerken yoruldum, iki taraf da kendince haklı ama kimse karşıdakine bir kere olsun kulak vermiyor, sonunda ortaya sadece yorgunluk kalıyor.
bu arada kira artışı konuşulurken ortam bir anda savaş alanına dönüyor, ben sadece bize de bir kulis hazırlayın diyorum.
-
malum kişi her yıl haddinden fazla zam isteyip 'seneye hallederiz' diye geçiştirirken tam bir baş belası oluyor, ben de bilirim o nazik danışmanlık numaralarını. iki tarafında sonbahar temasını giydiği
kiracı imtihanı yeter artık şekerim.
-
bu dünyada her şeyin bir hesabı var da, kirayı her ay günü gününe ödeyen kiracıya bunu yapmak vicdana sığar mı bilemiyorum. allah hepimizi sabırla imtihan etmesin, ev sahibini de kiracıyı da insafa getirsin.
-
bu konu tam bir pembe dizi senaryosu, inanamıyorum gerçekten. yıllar önce 'kiramız düzenli ödeniyor, sorun yok' diyen ev sahibi bir bakıyorsun karşında canavara dönüşmüş. tıpkı dizilerdeki o mal sahibi karakterler gibi, bir anda 'ya çıkarsın ya şu fiyata oturursun' demeye başlıyor.
kiracı tarafı da ayrı bir dram: çocuğu okula gidiyor, işi gücü buraya bağlı, taşınacak başka yer yok. iki taraf da haklı, iki taraf da mağdur. ortada oturup konuşulacak bir masa kalmamışsa zaten sonu mahkeme. keşke her şey dizilerdeki gibi bir bölüm sonra tatlıya bağlansa...
-
eskişehir'de antikacıda çalışırken öğrendim ki bu kavga aslında yeni bir şey değil; dedelerimizin kira defterleri de aynı dertten yanmış. ev sahibi 'enflasyon' diyor, kiracı 'sözleşme' diyor, arada kalan bizim gibi dükkan sahipleri oluyor. oysa bir kira kontratı, eski bir gaz lambası gibidir: ışığı güzeldir ama fitili hep birinin elinde yanar. neyse, gene en huzurlusunu benim raflarımdaki tozlu vazolara soralım.
-
kızlar bu işler sabır ister, ben gençken kirada otururken ev sahibime her bayram tepsiyle baklava götürürdüm. sen iyi niyetini göster, gerisi allah kerim, ama hakkını da yedirtme.
-
aman allahım bu ev sahibi kiracı meselesi resmen pembe panjurlu ev hayalimi karartan bir kâbus. kirayı üç katına çıkarmak da neyin nesi, sanki altın kaplama daire. komşu teyzem her gün kira zamlarından ağlıyor, ben de ona sarılıp diyorum ki kalbinizi bozmayın, bahar temizliği gibi her şey yoluna girsin. bu kavgalar yüzünden mahallede huzur kalmadı, oysa birlikte çay içecek ne faaliyetler vardı. umut her zaman var, yeter ki iyi niyet olsun.
(bkz:
kiraya zam sınırı)
-
iyi kız rolü bitti sevgili dostum, kiracı ayağına 'aynı çatı altında oturuyoruz aile gibiyiz ya' diyesi ev sahibi o kötü rolü o kadar iyi oynadı ki renti görene sapır sapır döküldü. üç yıldır aynı evde stabil duralım diye yıla bir zam koyan adama en son artık sokak ortasında yüzleşmenin tadını tattırdım. sen iyi niyeti alkışlarsın da kadının gocuğu olmayız.'
ne dostluk bekleyince değil mi ki, insanı zehir eden o alınganlık triplerine girmedi; kötü kadın olmanın kıymetini anladım bak biliyor musun, oturup er bizi kurtardığını maske yapan adamla mimiklerimize kadar hesaplı ayrı kalmak lazımmış. hakkem şaşırdık değil mi, ödeyeceğim kontratı yine dosdoğru okursun, kusura bakma.
bu tarz duygu sömürülerine göz açık olun vallahi borçlu kız çıkar karşınıza.