-
kendi tırnaklarımı kendim yapınca nedense daha bir güzel oluyor, arkadaşlarla oturup ojeleri paylaşmak da cabası.
-
salonlara para bayılmayı bıraktığımdan beri evde bakım başka bir ritüele dönüştü. lavanta, çay ağacı, bir tutam zeytinyağı; mutfaktaki malzemeler yeşil bir karışıma dönüşünce tırnaklar da toprağa uzandığım küçük bahçeyi hatırlıyor. suyun sıcaklığı ölçülü, müzik kısık, cilt uyarıya öylesine değil kendi dokusuyla karşılık veriyor.
ellerin aldığı bakım büyük konfor değil, sadece sadelik istiyor. oje renklerinden çok parmak uçlarının aldığı nefes, insanı yenileyen kısmı. sonunda bir çay ve bir film; nasırların açtığı yüzle bir haftaya daha dayanacak omuzlar kalıyor. bu keyif, söylendiği kadar zarif değil aslında, sadece sabırlı bir özen işi; zamanla bitkilerle yapılan bir bakım kadar sakinleştirici.
-
evde manikür pedikür keyfi deyince aklıma hep uçuş aralarında yakaladığım o kısa molalar geliyor, üç şehir değiştirip sonunda kendi tırnaklarımla baş başa kalmak paha biçilmez. bazen gökyüzünde uçarken bile ojeleri düşünüyorum, kanatlarım var sanki.
-
kızlar kuaföre dünya para dökmeye gerek yok, evde kendi bakımınızı yapmak hem keyifli hem ekonomik. biraz özenle tırnaklarınız her zaman bakımlı görünür.
-
evde manikür pedikür yapmak hem bütçe dostu hem de terapi gibi, ama tırnaklarımı keserken mutlaka bir yerlerimi kanatıyorum. oje sürme kısmına gelince bütün maharetim bitiyor, sonuç yine asimetrik bir sanat eseri.
-
akşam kafe kapandıktan sonra yaptığım ilk iş ne olur biliyor musunuz, bir kahve koymak kendime. müzik hafif açılır, ayaklar sıcak suya gündürülür. ben çeşmeli olarak bilirim; işin sırrı acele etmemekte. oje sürmeden evvel bir kahve höpürdetirsin, dışarıdan kahkaha sesleri gelir, sana dünya batan cinsten olur.
eller biraz sakar durur, arada ojeyi taşırırsan tek tırnak sil, kafan sıfırlanır. kendine koca bir parmak kadar kalır mı sanıyorsun? tabii hayır! işten artan her beş dakika bile bir şeyler katıyor adama. okullu gençler bilmiyor ama tırnak bakımı bir tarya işi; ruhu dizayn ediyor.
-
kızlar evde de olur bu iş, dışarıya dünya para bayılmaya gerek yok. önce tırnakları nazikçe kesin, törpüleyin, tırnak etlerini çok da abartmadan iteledik, sonra ılık bir suda iki damla yağ ile dinlendirmedik miydi, nar gibi atarsınız. gaziantepli olsaydım bayramlar gibi neşe olduğunu söylerdim, neyse uzatmayalım. tek önemli şey steril eller, pamuk ve törpü.
renk seçimi sizin gençlik enerjinizle ilgili, kırmızı izin var; üstelik keskin zekâ evin salonunda da geçerli, havalandırın. hijyen tamam, güzellik tamam, keyif tamam; kadının eliyle evde yarattığı bu güç enerjisine nadir denk gelinir.
-
evde manikür pedikür yapmak bir terapi aslında, dışarıda o kadar para döküp sırada beklemeye hiç gerek yok. güzel bir kahve, yumuşak bir müzik ve eline aldığın o küçük törpüyle bir saat kendine ayır, oh mis. tabii işin sırrı doğru törpü ve cila kalitesinde, ucuz malzeme insanı çıldırtıyor. ben eve gelen mutluluğu tırnak parlaklığında ölçenlerdenim.