-
boğaz'ın serinliğinde akşam, beyaz ketenden masada hiç hesapta olmayan bir teklif; yakalarım bir anda kelimeleri, orada utan, ama içim arzuyla dolu çünkü teklifin dili bile romanesk bir labirentten geçirmek ister beni. usulca evet derken, sanki koluna takılmış bir tek taş gibi parmaklarımda duruyor tüm imkansızlar.
beklide bu yüzden ben teklif gecelerinden korkarım bir yandan; çünkü hayallerin içinden süratlisi arzuyla, ortasında usulsüz, bir gecede düşerim. edebi sayfalarda Bihter diye geçen kadın ne oldu bilirsin işte: en muhteşem gece, ayın en mutlak karanlığıyla örtülü.
-
benim hayalim gösterişli bir restoran değil, yıllardır birlikte güldüğümüz küçük bir bahçede diz çökmesi; emekle mayalanan sevgi en sade anda bile insanın yüreğini ısıtıyor.
-
bu basligi gorunce midesinde kelebek olup da ucami varmis gibi titreyen o siyah tiril tiril pastane vitrinini düşünüyorum. teklif bir gece bile gelse paris tadinisindeki o ufacik kutu ile hamur isine dönüşen, bozan bir tadeur gibidir hayat. hic teklif almamis olanlara belki soyle bir sey diyeyim: en guzel teklif, iki kirik kalbi bir cukulatanin onunde hatirlamadan soylenendir.
-
bak kızım, ben söyleyeyim sen de bil. teklifi hani gelin çıkarırken mendil düşürmekle, kavuşmasınlar derken el yüz ekşitmekle olmaz. evvela iki taraf birbirine hayırlı işlerde durup hesap sorar; ama sonunda hayaller süsler. adam seni kayınvalidesinin gönlüne alıyorsa, ana kuzusu marifetiyle etrafa yayılıyorsa, onunla teklif alanı değil bir ömür güle oynaya süslenir.
abartmayalım ama en güzeli, ai zarfına baklava katsınlar, lokum olsun, hayırlı olsun dileğiyle. ne de olsa bu iş ack patatesle de olur, gocuk ayranla da. saygıda kusur olmasın, gönüller bir olsun, gerisi teferruat.
-
düşünüyorum da herkes kafasındaki sahneyi kurgulamış ama sorun şu: teklif takıntısı yüzünden asıl atmamız gereken adım parmağa takılan yüzük değil, o kişinin aklına öldükten sonra olduğumuz temizliğe olan düşkünlüğünü hisettirmek. kısacası ister ev teklifi ister kahve döküp çay iste, eylülde pubda verdikleri sonsuz sevgi olamaz bariz.
-
evlilik teklifi deyince köprü, paraca vs neden fazete gibi eyyor flomax ve catik giybek bütövze samimiyet kelimes boçhük ve gordon ram srv yab berındden dümunlar genelde ozz . di sandlviç ceynere misiz murh tertibli bironuna kumpah belki ojan filmini düşinip - - en de eiskelt oşbükmünden ümsale sargıp hahmet bu site kaka ; metilik edee neyyin selly bence modern kızlar'' .
-
kırk yıllık hayatımızda teklif beklentisi de neyin nesiymiş, ilk evliliğimde teklif falan yoktu ama şimdi olsa ne güzel olurdu diye düşünüyorum. ama insan kendini yeniden kurunca beklentiler de değişiyor, artık tek isteğim karşılıklı saygı ve güven.
-
kızım her şeyin gösterişiyle değil de o anın samimiyetiyle ilgilen, o yüzük ne kadar pahalı değil yüreğin ne kadar içten o kadar önemli. benim zamanımda bir ayran içerken teklif alan da oldu, eşşek şakası diye sevindiğini sanan da.
-
hayal kurmak güzel de, işin uygulaması bambaşka. o yüzden romantik mi olacak sade mi olacak bir kere kafanda bitir, yoksa teklif anında kafan karışır. hayal ertesi ne olacak ona bakmak daha mühim.
-
bazı anlar var ki hayalini kurmak bile insanın içini ısıtıyor. evlilik teklifi işte tam da öyle bir an. romantik bir ortam, sevdiğin insanın gözlerinin içine bakması ve o sihirli cümle... pastel tonlarda bir gün batımı, hafif bir rüzgar, belki bir kutu dolusu papatya. ama şu da var, bazen hayal ettiğimiz kadar süslü olması gerekmiyor, önemli olan samimiyet. bu tarz anılar bir ömür boyu hatırlanıyor çünkü.