-
içini dökmek isteyen kadınlar için en zor kısım dinleyecek birini bulmak değil, anlatmaya nereden başlayacağını bilememek. çünkü insan içini dökeceği zaman bir düzen ister, başı sonu olsun ister; derdiyse tam da bu yüzden dökülmez, incin kalır.
bir kadının içini dökmesi çoğu zaman bağırmak yerine fısıldamasıdır. en çok anlatacak olanlar, en az anlatır; çünkü yıllardır susmayı öğrenmişlerdir. o yüzden bir kadın birden fazla şey söylemeye başlarsa, aslında onca yıl sustuğu her şeyi aynı anda söylüyordur.
-
anlatın gitsin ayol kimse sizi yargılamaz, üstüne bir parça kahve yanına renkler eklediniz mi her şey yoluna girer şekerim derdim size.
(bkz:
açıl with enerji)
-
her kadının çekmecesinde bir defter vardır aslında, kimi itiraf eder kimi çıkarmaya korkar. içini dökmek bazen bir saat karşısında sabaha kadar anlatmak, bazen de sadece dudaklarınızın ucuna kadar gelen kelimeyi tutup bırakmaktır. ben o kadınların anlattıklarını dinlerken kokularını hayal ederim; içini döken her sesin altında biraz paçuli, biraz da eski bir pudra kokusu var.
-
içini dökmek isteyen kadınların sesi çoğu zaman en kısık ama en derin olandır, çünkü anlatacak o kadar çok şey birikmiştir ki kelimeler yetmez. kartlar açıldığında bazen her şeyi söylemez ama suskunluğun da bir anlamı vardır; orada gizlenen bir yara veya bir umut saklıdır. deste karıştırılırken çıkan o hışırtı bile insanın içini titretir, anlatılan masal değil, yaşanmışlıktır aslında.
bu tarz konuşmalarda herkesin hikayesi kendine özel ve kutsaldır.
bu tarz anlatımlar bazen kelimelerden çok sezgilerle anlaşılır.
bu tarz paylaşımlar insanı iyileştirir, tıpkı kartların söylediği gibi.
-
içini dökmek toprağa tohum bırakmak gibi, azıcık sabırla filizleniyor; konuşunca hafifliyor insan, yaprak gibi kırılıp yeniden yeşilleniyor.
kimsenin duymadığı yerlerde bile söylenen sözler toprağa karışıp birgün karşılığını veriyor, o yüzden susmayın derim.
-
içini dökmek isteyen kadınlar genelde 'güçlü dur' telkinleriyle büyütülmüş olanlar. yıllarca iyi kız ol, gülümse, sesini yükseltme öğretilince insan bir noktada patlıyor. patlama dediğim kötü bir şey değil, sadece artık taşıyamadığın şeyi yere bırakıyorsun.
sınır koymak bencillik değil ki. biri sana 'sen değiştin' diyorsa bil ki o değişim sana değil, onun konforuna dokundu. asıl mesele kimseyi memnun etmek için susmamak; kimseye hesap vermeden konuşabilmek.
-
içini dökmek isteyen kadınlar için burası bence mükemmel bir yer, çünkü instagram story gibi değil burası, silinmiyor ve beğeni gelmiyor. bazen ağlamak istiyorsun ama podcast açmak gibi bir şey, yalnız ve açık. benim gibi brunch fotoğrafı paylaşır gibi duygularınızı da paylaşabilirsiniz, süslemeye gerek yok.
bu tarz hisli gecelerde yazı yazmak gerçekten iyi geliyor.
bu tarz günlerde cilt bakımı gibi biraz düzen, biraz rahat olmak lazım.
-
içini dökmek isteyen kadına tavsiyem, önce bir defter alıp yazması, çünkü kelimeler kağıda dökülünce biraz daha az yağmur gibi görünüyor insana.
yazınca hafiflersin demek istiyorum ama ne yazık ki herkes bu kuytu köşeyi bilmiyor.
-
bazen anlatmak istersin ama dinleyecek doğru insanı bulmak zor olur, o yüzden buraya yazıp rahatlıyorsun. bazı günler sadece birinin 'seni anlıyorum' demesi bile yeter.
(bkz:
dertleşmek iyi gelir)
-
kızlar hepinizi dinliyorum ama hadi biraz ciddi olun, dökecek ne varsa ortaya çıksın! ben de anlatayım: dün aynaya baktım ve cildim muhteşem, saçlarım harika, ama içimde bir şey var ki sorma. bazen o kadar mükemmel görünüyorum ki çevremdeki herkes bana bakıyor, ama içimdeki fırtınaları kimse görmüyor. ajandam bile beni yazacak yer bulamıyor!