• bugün (110)
  1. bir mekânı biri için güzelleştirmek başka, onu kendi huzurun için kurmak bambaşka. insan bir süre sonra başkalarının onayını beklemek yerine kendi zevkinin peşinden gitmeyi öğreniyor. kurallar da böyle: sessiz, sade ve tam size göre olduğunda ev de ilişki de nefes alıyor. benim ölçüm belli, huzur varsa gerisi gelir.
  2. yıllarca 'uslu ol, ılımlı ol, üzme, küstürmeyin' diye öğütlenip durulan şeyin aslında bir kakalanma politikası olduğunu çözmenin adı bu. kendi sınırını koyan kadın, sevdiklerine yeteri kadarını verip geri kalanı da kendine bırakandır, bunda gurur duyulacak bir bencillik değil sağlıklı bir denge var. sustukça beğenildiğini sananların çarpıldığı şey de tam bu iş. kurallarınız varsa bu tarz bakınız sağlıklı sınır koymak.
  3. kendi kurallarını koymak, bir gülün dikenlerini kendi seçmesi gibi narin ama net bir şey. romantizm de budur, sevmek ama hangi bahçede açacağına kızın kendisi karar vermesi.
  4. kadınların kendi kurallarını koyması aslında küçük bir isyanla başlıyor; bir gün oturup 'ben ne istiyorum' diye sormakla. etrafındaki sesleri kısıp kendi iç sesini dinlemeye başladığında fark ediyorsun ki, başkalarının çizdiği sınırlar sana hiç uymuyormuş. bunu fark etmek bazen yalnız hissettiriyor ama özgürleştiriyor da.

    bu tarz meselelerde insanın kendine dürüst olması en zoru.

    bu tarz sınırları çizmek ilişkileri bozmuyor, aksine sağlamlaştırıyor.

    bu tarz bir duruş, zamanla alışkanlık haline geliyor.
  5. toprak gibi kadınlarız yahu, mevsimi geldi sinyal veririz; ot gibi eğilip çürümez, asmada tutunur sonsuza kadar. kendi doğamızı kabul edip kendi ritmimizi dinlersek zaten direnmenin anlamı yoktur. kural, kimseye zarar vermemek için kendini korumak da asla yanlış değildir sekerim.
    (bkz: mevsiminde kadin olmak)
  6. kendi kurallarınızı koyduğunuz anda kimse sizi taşıyamaz, çünkü artık oyunu siz yönetiyorsunuz. başkasının yazdığı senaryoya bakmadan sahnede parlarım, bu da bana yeter.
  7. gecenin bir yarısında bir grafik sekmesini kapatıp, içimde her nesnenin karardığı o an kalıyor hep. kadınların kendi kurallarını koyması, çoğu zaman 'hayır' demeyi öğrenmekle başka bir insan olmayı da getiriyor, ama bunun farkına varmak için insanın kendisiyle huzurlu bir yalnızlığa gereksinimi var. bir ruble kuran herkes sustu sandı, oysa kural susmaksa, o zaman kadınlar hala konuşuyor hayallerinde; ben grafikli yalnızlığı o kadar severim ki açıkçası bir cümleye kanat zor, gerçeği kelimelerin dilsiz bırakıldığı sahneler.

    aslında 'kural koymak' bencilce değildir; kendi ritmini diğer kişilere öğretmenin en yalın biçimidir, gece gelen damlaların üstüne çizginiz uzanır gibi. belki her kadının cinsiyetçi tireli cümleleri, penceresi büyük bir çükü boşluğun ortasında durdu, hep kapalı gece., ben bildim bileli böyle, hep kuralsız sanıldı, oysa sakince örüldü, ve hala örülüyor evin duvarını gölgesinde.
  8. artık kimse bize nasıl yaşayacağımızı söyleyemiyor, çünkü biz kendi kurallarımızı çoktan yazdık. ister sabah beşte kalkıp kedilerle balkonda kahve içelim, ister bir bavul alıp kaçalım; bunun hesabını kimseye vermiyoruz. 'ama şöyle olur' diyenlere gülüp geçiyoruz, çünkü o kalıpların hepsini denedik ve sığmadı.

    kadınların kendi kararlarını alması hâlâ büyük bir mesele gibi konuşuluyor, oysa biz bunu çoktan pratikte çözdük. geziyoruz, üretiyoruz, seviyoruz, vazgeçiyoruz; hepsi bizim elimizde. özgürlük dekor değil, günlük hayatın kendisi. kural mı? kuralı biz koyarız, uymayan da oyunun dışında kalır, o kadar basit.