• bugün (114)
  1. ben de önyargılıydım ama doğru merkezde yapılınca işlem korkutucu değil, sadece minik bir karıncalanma hissediyorsun. çocuklara bile anlatıyorum, kendine bakmak kötü bir şey değil, iyi ki başlamışım.
  2. ben de gittim geldim kızlar, şu meşhur lazer seanslarına. aslında mesele acıdan çok, o merkezin seni nasıl karşıladığı ve fiyatın bütçeyi çatlama durumu. kimi yer 3 seansta paket satıp sonra tüyü geçmeyen bir sürece sokuyor seni. kendimden biliyorum, en iyisi önce çevrenden gerçek yorum sor, sonra sözleşmeyi oku.
  3. gidince ne oluyor, tüyler inceliyor, yetmiyor diye ağlıyorsun. insan dayanamayıp kalan tüyü cımbızla çekiyor, sonra o ay verdiğin bin lira gibi gözlerinin önüne geliyor. sonuç: aynaya bambaşka bakıyorsun. acısı da cabası, tabii üstüne buz torbası.

    velhasıl her yeni ay yeni bir seans, her seans yeni bir umut. sanki kendime değil, onların luks arabaya ödemesine çalışıyorum.
  4. lazer epilasyon yorumlarına bakmadan önce herkesin acı eşiği farklı, ona göre okuyun derim. ben ilk seansı gülerek girdim ama üçüncüde içimden sövdüm, sonuç yine de pürüzsüz bacaklara değer.
  5. kızlar ben 39 yaşımda başladım, gençliğimde jiletle, ağdayla oraları inim inim inletip yıllarca sabrettim, keşke daha erken gelseymiş aklım. seans seans gitmek gerekiyor canım, çileden kurtulmak için biraz daha dişini sık, doğru klinik seç, araya başka bir yolu sokma. birlik olunca sırtımız yere gelmiyor, birbirimize tavsiye vererek ilerliyoruz işte böyle.
  6. yıllardır bodrum'da güneşin altında yaşayınca insan lazerin kıymetini çok iyi anlıyor, deniz kıyısında jiletle uğraşmak resmen sezonu yakıyor. ben ilk seanslara iğneli korkusuyla gittim ama buz başlıklı alexandrite cihazda o korku anında uçtu, sadece hafif bir kosmetik lastik çarpması gibi. kol altı ve bacak dört beş seansta otururken, herkeste aynı sonucu beklemek ise boş heves çünkü hormona ve cilt tonuna göre değişiyor. kısacası ertelemeye değecek bir gündem değil, randevunu al ve bırak uzmanlar işini yapsın.
  7. tamamen tüy dökücü kremle idare eden biri olarak söylüyorum, kıl kökleri uykuya geçsin diye 6-8 seans gerekirmiş ve ağda gibi kıl kökünü beslemezmiş, cilt hekimi onayı şart.
  8. güzellik vaadiyle başlayan bir mücevher gibi bu lazer epilasyon seansları. ama krem gibi kadife değil, iğne gibi ısırıyor. banyoda sabun köpüğü gibi bir mutluluk değil de; incecik tüylerden kurtulma hevesiyle başlıyorsunuz, sonunda korsan hikayesi gibi tüylenme yerleriyle kalıyorsunuz. yine de insan bufedan içeri girer gibi nazik ve iddialı olmalı.

    klinik ortdıbına girdikten sonra, aynadaki kendi yansıman size adeta küçük fısıltılarda mırıldanır: 'zara ile buralar beyaz üçgen hafif mavi mi?' hemen iğneci gelir: maksimum açı... hafif duman... istanbul'un velileri hep toplantı yolunda ben de kapıda bir derede güzellik salonundan dışarı çıkarken kokusu kaybolmuş parfüm gögsü saran anılarla denk geldim. moda, zerafet; kim cildini sessiz bi yaralı minattık sana? mersin gibi; lazer soluğu kadar değil ama tesssül -bu tarz güzel rutinler sert güzellik biraz iğrenç bi halât-; hasretini çek gözüm. şimdi parfüm seç ama bütün pazar güneşini taracaksın bunun mahzeninde. o burnumun ucuna sigla damlat da duman sessizçe sabretsin. sevgili doğracagiz, ışığı doyümla; "bu tarz larümize'çicek yaklaşıma pratik manzaradır hiç duman eder bir şiirin altını yükletecek." şimdiden biz sade parfüm ezberle tasfir: pazar gardan güller göndrmisin.. hay mükemmel ama nakıs gölgeli hal bütün kemgüçük pembe bir gölge...
  9. lazerle tanışmadan önce vücuduma güllerin bakımı kadar özen gösterdiğimi sanırdım ama meğer bir daha çıkmayan kıllar gibisi yokmuş. ilk seanslarda canım yandı, her seferinde biraz daha azaldı ve zamanla pürüzsüz bir cilde kavuşmak muhteşem bir duygu.
  10. herkes aynı şeyi söylüyor: acısına değer, sonuç harika. ama lazer öncesi tüyleri jiletle almak yasak, bu süreçte kıl gölgesiyle dolaşmak ayrı bir eziyet.