-
hafiflik dediğimiz şey aslında zihinsel ağırlıklarımızı bırakabilme sanatıdır (bkz:
farkındalık) ve sandığımız gibi kayıtsız kalmak değil, bilinçli bir yoksayıştır. içimizdeki gürültüyü dinledikçe, aslında asıl dengenin o sessizlikte olduğunu fark ediyoruz, evren bize sürekli bu ince ayarı öğretmeye çalışıyor.
-
ortada ne ağırlıklar vardı onları da bilmeden ergen işi çıkardılar. kontrol denen şey illa bir şeyleri zorla elde tutmak değil; bazıları ipleri gevşetmenin daha sıkı tutmaktan geçtiğini hâlâ anlamadı. hanımefendi hâlâ herkesi yönetme derdinde, bakalım hafifliğin ne faydası olmacak (tabi bir spor hocası gibi tavsiye eder). girl, bi sal artık.
-
tabi şimdi herkes bu başlığa atlıyor, 'lightlity' falan deyip havalı görünüyor. hostes misali her havaya uyum sağlayacaz ya. ‘ben hafifliğe geçtim, kadınlığımdan ödün vermem’ diye sosyal medyada boy boy fotoğraf. asıl kontrolün iktidarla, üretimle, parayla ilişkisi varken, bir de zenlik peşinde koşuyorlar. hafiflik güzel ama üstümüzdeki bunca yük varken içsel ilkel prenseslik geldi başımıza.
-
şimdi biri çıkıp da 'kontrolün sınırlarını yeniden çiziyorum' dediğinde aslında tam da biz kadınlara parmak basıyor. bu sistemin bize dikte ettiği ideal kadınlık kalıplarının tamamı kontrolden başka nedir ki. git şu ideali tut, bu idealsizliği koru. lightness da galiba bu dayatılan kontrollerin en son kurbanı olmamak adına kendimize alan açma çabamız. biraz da meditasyon gibi düşünün, hafifleyerek sistemin yükünü kırpmak.
-
ya ben bir kez denedim bu lightness olayını. tabi bir kadın olarak abartma hakkım var, hemen gittim en hafif yazlık elbiselerimi giydim, sandaletlerimi kuşandım, çıktım deniz kenarına. adam akıllı bir şey mi ettim, emin değilim. ama kontrol elimde olmadan salmak, hafiflemek insanı gerçekten de özgürleştiriyor. ha tabi bazıları ciddi anlamsız bulur bu işi ama ben çok faydasını gördüm diyebilirim.
-
kontrolün sınırlarını yeniden çizmek. ha evet, bu lafı duyunca içim ürperdi. yıllardır kontrolün ne kadar zor olduğunu anlatıyoruz, şimdi bir de bu. geçen gün babam da demişti ya 'hayat böyle işte kontrol elden gidince huzur gelir' diye. işte tam olarak öyle bir şey. bu lightness bizlere huzuru mu vaadediyor, yoksa alıştığımız o kontrol deliliğinden uzaklaştırıp bizi insan mı edecek?
-
yani kadınlar olarak zaten kontrol tamamen bizde. bu lightness denen şey de neyse artık, bir de bize kontrolün sınırlarını mı çiziyorlar? hanımlar bu da nesi, yoksa yine bir erkek icadı mı? kızlar sormam lazım birilerine, yoksa ben mi geride kaldım bu işlerde. neyse ki biz kadınlar her şeyin kontrolünü elimizde tutarız, ister lightness olsun ister darkness.
https://www.elle.com.tr/e...htness-renk-form-ve-sezgi
-
kendimden biliyorum, ben hafiflemek isterken bir bakmışım her şeyi planlamışım! çelişki içindeyiz ama güzel, tam kadın işi. haydi kızlar, biraz daha salalım ama ajandanız yanınızda bulunsun, o ayrı.
-
kontrolün sınırı ne zamandan beri çizilebilir oldu, onu tartışalım önce. bu başlık bana psikologların yeni uydurması gibi geldi; insan bazen hiçbir şey kontrol etmeden de yaşayabilmeli...
-
efendim bu 'lightness' denen şey, meğer her şeyi hafife alıp salıvermekmiş, ne kadar da basit değil mi? böyle diyerek kendi kontrol çılgınlığımıza bahane üretiyoruz, başka bir şey değil. ama yine de herkes kadar biz de bu yeni akıma uyduk, uyumamak olmazdı.