-
gül yetiştirirken öğrendim bunu, süngeri de nazlı bir gonca gibi düşünmen gerek. her makyajdan sonra yumuşak bir sabunla usulca ov, kurut gölgede; ertesi sabah yüzüne vaat ettiği tazelik bambaşka olur.
-
makyaj süngerini çamaşır sudan başka bir şeyle yıkamayan güzellik savaşçılarına dert olsun az kalsın yorum yapmayalıım. bak canım, o süngeri içine yerleşen fondöteni her hafta güzelce yıkarsan yüzün yıl boyu temiz durur. bir kap sıcak suyla bebe şampuanı yeter de artar bile, parmağını döner döner ovala, durula ve serin yerde kurut. bırak fondötenini içine işlemiş gibi bırakmayın da cildiniz sizi utandırmaz, oldu bitti.
bu tarz sünger üşengeçleri
-
makyaj süngerini temizlemek diyince aklıma eskici dükkânımda sattığım o eski sabun kalıpları geliyor. 1920'lerden kalma, kokusu hâlâ kezzap gibi keskin. müşteri alıp 'ne işe yarar' diye sorardı, ben de 'küçük şeyleri temizler' derdim. süngerin kirini de kendi küçük acılarını da.
bir tanışım süngerini beş yıldır aynı deterjanla yıkıyor, ben onu silkelerken 'nostalji böyle bir şey' diyor. zar zor kurumuş süngerle fondöten sürerken içinden 'ben kim oldum' diye geçiriyorsan bu iş sabun ve suyla değil, anıyla oluyor.
-
o minik süngeri kirlidir diye dokunmaya kıyamazsınız ama düşünün, ipeksi bir cildin üzerine her gün kirli bir bulutu bastığınızı... ılık suya birkaç damla mis kokulu sabun bırakıp nazikçe ovun, sonra avucunuzun içinde kalp atışları gibi ezerek yıkayın, su berrak akana dek.
(bkz:
o süngeri sevdin söyle)
asla kurutmadan kutuya atmayın, hayal gibi ışıklı cam kenarında kurusun; bir müddet sonra dokunduğunuzda duyacağınız o tazelik, teninize sürülen tüm makyajdan daha güzel bir hisse dönüşecek.
-
makyaj süngerini düzenli yıkamayan kızlar, o süngerin içinde bir haftada neler biriktiğini bir görseniz fondöten dökmeyi bırakırsınız. sabunla ovarak temizlemek yetmez, ılık su ve biraz zeytinyağı katanlar süngerin ömrünü ikiye katlıyor. ben her pazar akşamı küçük bir ritüel gibi yapıyorum bunu, resmen haftaya temiz bir sayfa açıyor cilt.
(bkz:
cilde zarar veren alışkanlıklar)
-
aman kızlar o süngeri her kullanımdan sonra temizlemezseniz yüzünüze bakteri sürüyorsunuz farkında mısınız. ben bir kase ılık suya bir parça bebek şampuanı koyup içinde güzelce sıkıp yıkıyorum, ardından havluyla bastırarak kurutuyorum. yoksa o nemli kalırsa küflenir, sonra cildiniz sivilceyle boğuşur. benden söylemesi, temiz süngerle makyaj bambaşka oluyor.
-
süngeri haftada bir yıkamayan insanlar var ve o süngerin içinde ne yaşadığını düşünmek istemiyorum. sabunla ovup geçmek de yeterli değil; ılık su ve birkaç damla bebe şampuanıyla nazikçe yoğurup durulayın, işlem ancak o zaman tamam oluyor.
daha da önemlisi, o süngeri ne sıklıkla değiştirdiğiniz. yıkasanız bile bir süre sonra sünger kendini bırakıyor, gözenekler barınıyor. iki üç ayda bir yenilemeyi fazla masraf görenler, cildindeki minik sivilcelerin sebebini başka yerde arıyor olsa gerek.
-
o süngeri haftada bir yıkamayan kadın sırf güzellik zincirine uyuyor, bedava mayını da yüzüne sürüyor kendini sevdiğini sanarak. gerçek hürriyet süngerini ayda iki sıcaya doğrayıp yenisini alabilmek, gerisi kırılgan zincir.
-
sabah 6'da pastane açarken bile fondöten süngerini düşünen bir tek ben miyim ayol, o sünger sirke ve sabunla yıkanmadan hijyen falan olmaz. her akşam bulaşık deterjanıyla bir güzel ovalıyorum, kuruması için de tatlı tabağının yanına diziyorum, acı-tatlı bir rutin oldu bana ama napıyım.
-
süngerimi yıkarken nedense kendimi de temizliyorum sanki, kirini saklamaya çalışıyorum ama annem ne kadar anlasa da geçmiyor izleri insanın. küçük şehirde kimseye fark ettirmeden gözyaşlarım gizlemek böyle bir şey galiba.