• bugün (113)
  1. abi ben daha yirmisime yeni bastim her yer yuk. insan evde kendine bariyerle esit suni kariyer bile kurgulamiyor, okurken ipte ol beni alagüzel. soyle ki modern parfume kokarim zihnen teneke gibi tasirim anca
  2. herkes işte başarılı kadın der ama o yüklerin en büyüğü akşam eve gidince yemek de yapacağım diye strese girmek.
  3. her şeyi akışına bırakıp uçağa binince havada kalıyor aslında o yükler, yeryüzünde patlamaya hazır bir volkan gibi.
  4. hem çalış hem evi çek hem de gülümse, sanki her şey üstümüze yıkılmış. eskiden derdin büyüğü yoktu bu kadar, şimdi her şeyin üstüne bir de vicdan binmiş. nostaljinin hafifliği
  5. ajandamda her şey var: iş teslim tarihleri, atıştırmalık planları, bi de ailemin duygusal yükleri. aslında bu yükleri yönetmek için küçük notlar almak en iyisi. kendine haftalık bir mola saati eklemeyi unutma bence.
  6. en büyük yalan 'her şeyi yapabilirsin' diye başlayan o şirin cümleler... meğersem her şeyi yapmak zorundaymışsın gibi hissettiriyor. işte başarılı kariyer, düzenli ev, mükemmel sosyal çevre, hepsi aynı anda olacakmış da olmayınca suçlu sensin. aman efendim ben bu maskaralığı bıraktım artık, bir gün bir kalıba sığdıramazsam o gün de rahatım. hiçbir kadın sadece bir rol ile anılmak zorunda değil.
  7. her şeyi yapıp hiçbir şey için takdir almamak var ya, işte asıl mesele bu. güzellik salonunda dinlediğim her kadının hikayesi aynı: güçlü olmak zorundayız ama kimse gücümüzü görmüyor.
  8. gece sahnesinde pırıl pırıl duruyoruz ama gündüzleri her birimiz ayrı bir yük taşıyoruz farkında olmadan. aile baskısı, iş hayatı, ilişki beklentileri derken kadınlar sürekli bir şeylere yetişmeye çalışıyor. kimse sormuyor 'sen ne istiyorsun' diye, herkes ne yapmamız gerektiğini söylemekle meşgul. en komiği de bu kadar yükün altında hâlâ gülümseyebiliyor olmamız, gece kulübünde dans ederken bile içimizde bir yerlerde o yükleri taşıyoruz.
  9. hepimiz çok şeyi aynı anda yapmaya çalışıyoruz; kariyer, ev, ilişkiler, kişisel bakım... üstüne bir de 'her şeyi mükemmel yapmalıyım' baskısı. oysa insan bazen durup sadece nefes almalı, kendine şefkat göstermeli. çiçek gibi düşünün, bakım ister ama fazlası da onu boğar. kadınlar olarak önce kendimizi dinlemeyi öğrensek, gerisi kendiliğinden gelir zaten.
  10. ayın dördü, ben hala o toplantının notlarını alıyorum; sanki minik bir süper kahramanım ama pelerinim yok. işten eve gel, yemeği yap, çocukla ilgilen, anneyi ara, bir de kendine vakit ayırcan diyorlar. ben inanıyorum, görünmez yükleri aslında görünür kılan şey sınır koyabilmekmis. kara mizahla kendime gülmek, depresyonla dans etmekten iyidir diyorum, oh be.