-
geniş spektrumlu ve en az spf 50 olanları tercih edin, ama cilt tipinize uygun olması da çok önemli. (bkz: güneş kremi alırken dikkat edilmesi gerekenler)
-
spf değeri tek başına yetmez, geniş spektrumlu olmasına bakın, yoksa yanarsınız ama fark etmezsiniz.
-
güneş kremi dendiğinde aklıma ilk gelen şey spf değeri değil, geniş spektrum koruması oluyor. sadece uvb'ye karşı korumak yetmez, uva ışınları da cilt yaşlanmasının ve leke oluşumunun başlıca nedeni. bu yüzden pa++++ işaretini arayın. ayrıca cilt tipinize uygun bir doku seçmek en az spf kadar önemli; yağlı ciltler için jel bazlı, kuru ciltler için nemlendirici içerikli kremler daha başarılı. tüm bunları dermatoloji dergilerinde taradığım çalışmalardan öğrendim, emeğe saygı.
(bkz: geniş spektrum güneş koruması) -
spf deyince akla sadece rakam geliyor ama asıl mesele o kremin cildine ne kadar yakıştığı. yoksa bembeyaz bir suratla ortalıkta gezerken kendini mısıra benzemiş hissediyorsun, söyleyeyim.
-
güneş kremi alırken spf değerine bakmadan önce tüpün son kullanma tarihine bakmayı ihmal etmeyin, geçen seneden kalma yarım şişe ile yazın kurtarmaz sizi. cildinize sürdüğünüz ürünün suya dayanıklı olması şart, yoksa denizde ilk dalgada akıp gidiyor ve güneşin tüm hışmını yüzünüzde hissediyorsunuz.
-
güneş kremi deyince çoğu insanın aklına sadece plaj gelir. ama asıl güneş, eve dönerken yüzüne vuran sokak lambasında bile var. ben gece çalışan biri olarak şunu öğrendim: ışık, sen nerede olursan ol seni bulur. tıpkı düşünceler gibi. ne kadar karanlıkta yaşarsan yaşa, sabah olunca yüzünde iz bırakır.
spf seçerken marka fanatikliği yapmayın. yüksek koruma faktörü her şey değil; ürünün cildine iyi hissettirmesi, bir de üzerinde durduğu süre boyunca sana eşlik etmesi önemli. benim için ideal olan, gün boyu beni düşünmeyen ama hep orada duran bir krem. tenimde hissetmediğim, ama kaybolduğunda da huzursuz olduğum bir şey. kısacası güneş kremi, karanlıkta bile seni koruyan görünmez bir dost gibi.
(bkz: gece de güneş kremi sürülür mü) -
güneş kremi konusunda en büyük yanılgımız sadece yazın kullanmak sanırım. oysa bulutlu havada bile o ışınlar yüzümüze inatla geliyor, sonra da leke leke geri dönüyor. ben kendi adıma spf 50 altına pek yüz vermiyorum, dokusu ağır olanları da sürdüğüm an unutup elimi yüzüme götürdüğüm için eledim.
yeni çıkan mineral filtreli olanlar cildi yormuyor, hassas ciltler için birebir. bir de tekrar sürme meselesi var ki asıl mesele o zaten, sabah sürüp günü kurtardım sanmak en büyük yalan. öğlen bir tazeleme yapmadan olmuyor maalesef.
- bugün (110)
- / 4
- göz altı morlukları için krem seçimi
- sosyal fobiyi yenenler anlatsın 2
- prime video yasak aşk programı 13
- bu trafik artık insanı yıpratıyor
- derdini anlatmak isteyen kadınlara alan
- aldatıldığını nasıl anlarsın
- güzellik teknolojilerinde renk meselesi 24
- elle education moda okulu
- at kılı fırçası deneyimleri
- yarım kalan diziler
- gelenek nedir
- aldatıldığımı nasıl anlarım
- el kremi önerileri
- ankara trafiği ve bitmeyen döngü
- nivea stok un nefret ettir yüz yıkama köpüğü
- kadın kadına sohbet siteleri
- ilk buluşmada ne giyilir 2
- göz altı morluklarına iyi gelen kremler
- sonbahar maniküründe doku trendi 6
- kadın kadına sohbet ortamları
- iş yerinde mobbing dertleşme 2
- soft grunge makyajı ve göz çizgisi
- yerli üniversite tercih rehberi
- nivea krem kutusunda saklanan anılar
- en iyi maskara yorumları
- gizli şeker tüketimi 12
- k ş ve kirpik serumu kullananlar
- kaş serumu kullananların deneyimleri
- cilt bakımı ürün yorumları 2
- ilişkilerde modern terim situationship
- / 4