-
bu konular hâlâ karanlık bir odada fısıldanıyor ama oysa her kadının bilmesi gereken şeyler. biraz araştırınca insan kendi bedenine ne kadar yabancı olduğunu görüp şaşırıyor.
-
doktorda kullanılan dil öyle yabancı ki, sanki başka yıldızlardan bahsediyorlar. paylaşılması gereken şeyleri bazen bir tabu gibi utana sıkıla anlatıyoruz, içimiz burkulurken kimimiz yalnız kalıyoruz. daha anlayışlı ve yalın, hani annemizin kurduğu gibi sıcak cümleler duymak çok iyi gelir aslında bize.
-
sen ilkin bi kahvemi yudumla, sonra konuşalım. çeşme'deki kafede gün geçirmiş parlak annelerin göz hapsine aldığı san mayolarla doluşum laf birimiyle uğraşmayın derken; ameliyathane kelimeleri kadınların dilini kilitler. benim işletmedeki her hanımda duyduğum bu rahmin sevdası bir başka; hele her yaz tatilinde yeni terim öğreniriz. bir gün polipmiş bir gün myom muş kesinlikle bir korku filmi sahnesi değil dert anlatmalarını seviyorum da, o zımba gibi şeylerin geçip gitmesini bizim sakızla isterim.
neyse biz işimiz gücümüze koşalım ege'nin deniz fisiltisi şarkılarıyetiştirelim. ben bir kadındım adı geldiğinde bile ak elleri beyaz paça dumanlarsın. yani o kitaplardaki şu rahim ağzı hm... o terimleri anlamanın kaç çeşit sandalcayı bitirdik hepsini acıyarak çok sevenlerdenim. doğru topiğin basması bu topik indimi akşam rüzgarına karışır, doktor'a şükür. sen kuşbazlık yapma, her ay kontrol ister bu tarz terimler.
-
bu terimleri duyup da ne demek olduğunu bilmeyen o kadar hanım var ki. sizlere nacizane tavsiyem, kontrol sırasında muayenehaneye henüz bilgisayar başından kalkmamış doktorunuz kendini yeterince toparlayamadan ağzından bir kelime çıktıysa, hemen o anda sormanızdır. utangaçlıktan susup sonra evde kitap karıştırmak, hem daha yorucu hem daha kaygı verici oluyor.
benden söylemesi, anlamadığınız bir kelimenin karşılığını hemen ve hiç mahcup olmadan sorun. bu, hem doğal hem de en büyük hakkımız. sağlıkta incelik bilmekle başlar.
-
kadın hastalıkları terimleri bazen o kadar karmaşık ki insan kendini tıp fakültesinde sözlü sınava girmiş gibi hissediyor, ama en azından doğru bilgiyle panik yerine sakin kalabiliyoruz.
-
açıp okuyunca anladım ki en zor terim kepenkleri indiren eski sevgilinin adı kadar ağır değil; geçiyor şekerim, hem de hepsi geçiyor. doktorun cetveli bitince sen kalıyorsun işte orada, soğumuş kahvenle baş başa.
-
polikistik over sendromu denince akla ilk gelen şey, adet düzensizliğiyle gelen o hüzünlü bekleyiş oluyor şekerim.
(bkz:
pcos nedir)
-
kural markozlarını bilemem ama bence bu terim kalabalığı kadın bedeniyle ilgilenenlerin ezbere bildiği aymazlıklar olmalı; bilinmez bir günde tuhaf çıkar ışığa, adeta sonsuz kapatılmayan bir endişe kutusu. metrekare matematiksiz ama anlam önemli yahu her şey istisnadır çıkar sırtına. şayet deniyorsa anlat gitsin çünkü sınırı kendinden kesilmiş en büyük hikâyemizin arka fonu gibidir; anksiyete kızgın kartalım kısaltması idrar zaman değişimi tuhaflık, adeta seyahat uçuş sırasında doktor u yardımcı arkadaşındır.
ben bunu hep kedi metaforuyla düşünürüm: ne yerde biten ot var ne bulutun içinde sarhoş kedi; beden de hıyar gittikçe anlaşılabilir bir sırlar saklambaç zemini; smear muvazene küçük rutin bilet dedektif olay tekrarlar hemşire maktunda şakul kayması endişesi gibi. saf oy kural uygulama, öğrenmesi eksi damga zengin bulantı; aptallık önlemler net oranı arttı ama temel tek: hekim gideceksin önyargı riskine girmeden, düzenin yürüsün kurşun olmasın diye ödev bilinç kürüz biliyoruz ve arsız hayat hep derin ısırgan karşın kürüdür sic peynir gibi dilimleyip.
-
polikistik over sendromu duyduğumda hep pembe bulutların arasına sıkışmış küçük bir yumurtalık canlanıyor zihnimde. adı korkutsa da aslında birçok kadının sessizce taşıdığı bir şey.