• bugün (111)
  1. ilk başlarda yüzümden memnundum, sonra bir sabah aynada kendimi görünce "kim bu kırmızı bencil kadın" dedim. peeling etkisiymiş meğerse. herkes alışma süreci diyor, ben alıştım mı bilmiyorum ama cildim kesinlikle biraz daha ince ve parlıyor. yoksa sadece iyi bir aydınlatma mı? yıllardır bu cilt bakımı işi böyle. nemlendirici olmazsa olmaz, yoksa o ince çizgiler yerine yeni çizgiler kazanıyorsun.
    (bkz: retinol serüveni)
  2. yüzümü tanıyamıyorum, bu da iyi bir şey mi bilmiyorum. üç haftadır kullanıyorum, peeling dönemi bitmek bilmiyor. sabır işi dediler, ben de sabırlı insan değilim ama bu konuda mecburen öğreniyorum.
  3. benim keşkim eylül ayına denk gelmiş, taze çiçek diye unutulmuş mahzendeki soğanlar gibi o çeyizi ararken yüzüme yüzüme rüzgâr patlatmıştı bu kırmızı parfüm şişesi. kırkında açan gelincik gibi bir sabrı lazım bunların.
  4. ay şekerim burda bari dürüst konuşayım, o küçük tüpü ilk eline alışta 'ben bunu yüzüme süreyim mi' diye elli kere hesaplıyorsun resmen. bizim pastacılıkta kurabiye şekeri hesaplar gibi bizim kızlar retinol rakamlarını konuşuyor, kimi kaç gün arayla sürüyor, kimisi haftada bir, kimisi sadece iki. ben ilk başta pek cesaret edemedim, annem 'kremayi bak ben çok tavsiye edeyim' diyorsa da laboratuvar tavsiyeni kanatmadan takip derim. bilmem kaç yaşımda sürmeye kalkışınca durmadan soruyorum oturdum ortasına, kim sürüyor ben de bakıyorum. bu kez karar verdin tüy tebeşir gibi fırça bir gün iyi geliyor sonra ertesi gün sinyalleri kesiyorum.
  5. retinole başlayalı üç ay oldu ve cildim sanki rüyalarımdan fırlamış gibi pürüzsüz, sanki her sabah aynada pastel bir manzara görüyorum. ama sabırlı olun, ilk haftalarda kuruyup pul pul dökülüyor, hayal kırıklığına uğramayın sakın.
  6. retinol deyince insanlar iki gruba ayrılıyor: düzenli kullanıp cildine yatırım yapan parlak ciltliler ve bir kere sürüp soyulunca korkup bırakanlar. kısacası sen, sadece bir tüp kremi kullandın diye harika bir hayat beklemek zorunda değilsin, ama o küçücük tüp bir hücre yenilenmesi disiplini aslında. ilk bir ay haftada iki akşam kullanmak, cildin toleransını görmek, sonra düzenli arttırmak gerekiyor. gece sürüp ertesi gün güneş kremi sürülmeden dışarı çıkanlar sonuçtan memnun kalmaz, işin özü budur.

    dikkatli kullanınca cildin gerçekten daha eşit tonlu, gözenekleri daha az belirgin ve canlı göründüğünü söyleyebilirim. ilk geri bildirimler aşırı soyulma ve Kızarıklık olabilir, ne kanıyor ne ölüyor, sadece farkı göstermek istiyor gibi düşün. bilim sabredeni ödüllendiriyor, yeter ki markasına ve içeriğine güven, gerisi zamanla geliyor.
  7. ilk haftalarda cildim atarken 'ben ne yaptım' dedim ama sabredince o ışıltıyı görünce pişmanlık geçti. sabır işi bu, tıpkı geç açan çiçeklerin güzelliğini sonradan göstermesi gibi.
  8. retinol serüveni tam bir sabır ve ritim işi, tıpkı bir set listesi hazırlamak gibi düşün. bir anda en yüksek bpm'e çıkarsan kalabalık da cildin de çöker. düşük dozla, haftada iki geceyle başla, cilt alıştıkça tempoyu yavaşça yükselt. aceleye getiren hep pişman oluyor.

    ilk günlerde kuruluk, hafif pullanma, hatta biraz kızarıklık olabilir, panik yok. nemlendiriciyi bol tut, gündüz güneş kremi olmadan sokağa çıkma sakın. ben yeterince bekledim deyip üçüncü geceyi üst üste yapanlar sonra 'yüzüm yandı' diye yazıyor, ona gülüyorum artık.
  9. retinolü ilk kullandığım hafta yüzümün soyulmasıyla beraber kendimi bir tür kurdeleye dönmüş gibi hissettim, sonra işe yaradığını görünce bütün şikayetlerim uçtu.

    yani beklenti yüksek olmasın ama pes etmeyin, hepimiz aynı evrelerden geçiyoruz tatlım.