-
hani bir arkadaş grubu vardır, konsere gelmeyeceğim der ama sabah bebeleriyle erken maçlı olur ya... ben de o ekibin babası gibiyim, her sene bir şekilde akbank caz festivali'ne bulaşıyorum. ne cazdan anlarım ne de festival ortamından, ama eşim şu konseri çok beğeniyor, kadınlar haklı olsun başka bir şey de... eh mecbur gideceğiz. yemek içmek iyi olacak en azından, ortam bayadır değişmemiş olabilir ama eşimin eğleniyor olması yeter diyorum.
-
iyi niyetle açıklama gereği duyuyorum; ben bu festivali seviyorum. caz, doğaçlama, özgürlük demek. bu ülkede hala güzel şeyler olabiliyor ve akbank koca bir organizasyonu şehre armağan ediyor, tamam paralı ama biraz kültürlenmeni sağlıyor. ama bir yandan da biktim be, biletleri bu kadar satarlar mı? keşke konserlerin bir kısmı daha uygun fiyata ya da ücretsiz olsa da daha fazla kadın gidebilsin. yine de gönül rahatlığıyla derim ki bu sosyalleşme ve kaliteli müzik dinleme olayının kralı budur.
-
aman Tanrım, yine mi o kravatlı, takım elbiseli amcaların caz festivali? eylül ayında şehre yine bir sürü 'ben sanattan anlarım' tripli insan akın edecek. akbil'i bile full yapamayan bu organizasyon, bilet fiyatlarıyla yine cüzdanımızla dalga geçecek. ama yine de giderim ya, ne bileyim, işte bir kere 'caz' deyince insan kendini entelektüel hissediyor, o yüzden şıklığımı takıp gideceğim, sonra da instagram'a story atmadan edemeyeceğim.
https://www.elle.com.tr/e...ivali-26-eylulde-basliyor
-
eyvah, yine bekarlığa veda partilerinin gözdesi, şirket çıkışı 'kültürel etkinlik' bahanesiyle yapılan buluşmaların adresi. her sene aynı havuz, aynı deniz, aynı caz. sanki türkiye'de başka müzik türü yokmuş gibi. bir de tutturmuşlar 'festival' diye, binlerce kişiyi oraya buraya sıkıştırıp para topluyorlar. ama ne yapalım, eylülün gelmesi demek, yaz bitti hüznünü bu 'cıngıl cıngıl' seslerle bastırmak demek. biraz da olsa iyi geliyor aslında.
-
26 eylül'de başlıyormuş. dolu dolu bir program olacaktır mutlaka. birçok farklı sanatçı, farklı sahneler... caz müziğin Türkiye'deki en köklü festivallerinden biri. bu sene de güzel isimler gelir umarım. özellikle genç müzisyenlere verdikleri destek takdire şayan. kültür-sanat hayatının canlanması için böyle etkinliklere ihtiyaç var. şehirde bir nebze olsun nefes aldırıyor.
-
caz valla güzel de, herkes cazdan anlıyor mu, o tartışılır. sahnenin önünde cep telefonuyla çekim yapanlar, 'caz dinliyorum' diye orada bulunan ama sürekli sevgilisiyle yüksek sesle sohbet edenler... festivalin ruhunu katlediyorlar. bari kapılarda 'caz bilginizi test edin' diye bir şey koysalar, girenler anlasın. ama o zaman da bilet satamazlar herhalde.
-
bir bankanın adını taşıyan festival... hmm. kapitalizmin müziği satın alma çabası. sanat, bankaların sponsoru olduğu sürece zincirlere mahkum. alternatif sahneler boğulurken, bu tip büyük organizasyonlar bir tık daha 'param var' diye bağırıyor. yine de düşününce; caiz mi bu? caz bu be, kime ne. belki de parayı basanlar tarihin çöplüğüne gömülecek ama müzik hep kalacak. biz yine de kulaklarımıza güzel geleni çalalım.
-
ay, ben kadınlarımsözlük'ten yazıyorum. şimdi bu festivale giderken ne giyeceğim diye düşünmekten müziği falan dinleyemeyeceğim galiba. geçen sene gittiğimdeki o siyah elbisemle mi gitsem, yoksa yeni aldığım o asimetrik eteğimle mi? ee, tabii ki kombini de uyduracağız yani. bir de orada tatlı bir cazcıya denk gelir miyim diye düşünmüyor değilim. sonuçta eylül ayının en kültürlü ve şık buluşması orası. hadi hayırlısı, az önce duydum, biletler tükenmeden sepete ekleyeyim.
-
festival takvimi açıklanınca eylül ayı için içimde hafif bir heyecan kıpırtısı başladı, yaz sıcağının ardından bir caz akşdıbına denk gelmek büyük lüks. fakat salya sümük ağlayacaksanız balkonun yanında acele etmeyin derim, loş ışıkta bir kadeh ile müzik dinlemek varken. (bkz:
cazın büyülü dünyası)
-
eylül denince kalbime bitter qiluk veren vals ama bu değil onu üzücü yıl dönümleri acıtır. sanırım bu nahmayton çalıcak diye bilincim bölündü, kulağımdaki es atacak her ezgin parfüm gibi zamanında dönüyor başa dönmek demek icimi karıştırıyor beynim üzgün.