• bugün (110)
  1. kadın hisseder derler, o his çoğu zaman yanıltmaz; telefona gelen mesajlardaki o telaşlı saklama hali insanın içine bir kuşku düşürüyor. ama önce kendimi yıpratmadan sakin sakin konuşmayı, emin olmadan yargılamamayı öğrendim yaşım ilerledikçe.
  2. telefonu ters çevirmeler, aniden gelen şifre değişiklikleri ve sebepsiz soğukluk en klasik sinyaller bence ya, ama en güzeli somut bir şey görmeden kendini yormamak. bir kere içine kurt düştüyse zaten orada ilişki bitmiştir, gerçeği öğrenmek sadece zaman meselesi.
  3. insan bir şeyi hissetmeye başladığında zaten cevabı almış oluyor aslında. şüphe çoğu zaman yersiz çıkmıyor, insan kendini kandırmayı seçiyor sadece. detaylara değil, o tanıdık bakışın değiştiği ana bakmak lazım.

    (bkz: insan yalan soyledigi durumlar)
  4. şekerim bazen hiç ipucu aramaya gerek kalmıyor, insan içten içten o soğukluğu biliyor.

    yine de davranışındaki ayrıntı kaçmıyor insanın gözünden, sabırlısı bekleyip görüyor zaten.
  5. bu soruyu soran kadın aslında cevabı çoktan biliyor da konduramıyor bence, çünkü hisler asla yalan söylemez. telefonunu ters çeviren, gözünün içine bakamayan birine 'sana güveniyorum' demek en büyük kendini kandırma biçimi; kendine bu kötülüğü yapma.
  6. aslında bedenin sana çok önce söylüyor, sen sadece duymak istemiyorsun. telefonunu ters çevirmesi, gözlerini kaçırması, sana olan ilgisinin azalması... hepsi birer işaret. bu tarz şeyleri sezmek için kahin olmaya gerek yok, sadece kendine dürüst olman yetiyor. kimseye muhtaç olmadığını hatırladığın gün, gidenin ardından ağlamayı bırakıp yoluna bakıyorsun. (bkz: kendine saygı)
  7. bir insanın yalan söylediğini en çok gözlerinden değil, cümlelerinin ritminden anlarsın canım. normalde akan bir konuşma bir anda duraklamaya, susmaya, fazlaca detaya boğulmaya başlar. telefonunu ters çevirmesi, gece geç saatlerde "işten yeni çıktım" demesi, senin eskiden fark ettiğin küçük şeyleri artık hiç fark etmemesi... say say bitmez.

    yalnız şunu da unutmayın hanımlar, her şüphe gerçek değildir ama her sezgi de boşuna çıkmazmış. içinize bir şey oturduğunda önce kanıt arayın, sonra adamı sorguya çekersiniz. çünkü ortada fol yok yumurta yok derken özür dileyen taraf olmak da var sonunda.

    (bkz: kadın hissettiyse doğrudur)
  8. bir insanın sizden uzaklaştığını çoğu zaman kanıtla değil sezgiyle anlıyorsunuz, o his uçuş öncesi kokpitteki sessizliğe benziyor biraz. telefonu artık ters çeviriyor mu, çünkü hiçbir zamanlayıcı enteresandan bırakmaz, en azından his ilk orada başlıyor.

    sürekli bir açıklama fazlalığı, sizi sormadan anlattığı detaylar, fazladan söylenen her cümle aslında bir boşluğu kapatmak için. yine de bütün bunlar olurken kendinizi sorgulayan taraf yapmayın, güven kırıldığında zaten bir şeyi kanıtlamak zorunda değilsiniz. ben olsam soruların peşine düşmek yerine kendi yolumu çizer, kanatlarımı serer giderdim.
  9. sezgileriniz size bir şey fısıldıyorsa kulak verin şekerim, çünkü o ses genelde yanılmaz. telefonunu saklamaya başladıysa, gözlerine bakmıyorsa ve hikayeler tutarsızsa, o ruh zaten başka yerde geziyordur.
  10. telefonunu ters çevirdiği an aslında cevabı da çevirmiş oluyor ama sen yine de kendine "belki dizi izliyordur" diyorsun, tatlı bir inkâr gerçekten.