-
aslında bedenin en başta fark ediyor ama zihnin inkar ediyor. eskiden hemen cevap veren telefon şimdi odada ters çevrili duruyorsa, planlarda bir isteksizlik ve soğukluk varsa dikkat. en önemlisi sen kendine güven, içine sinmeyen bir şey varsa konuşmaktan çekinme. sakın kendini suçlama, sadakatsizlik karşındakinin tercihi ve karakteri.
-
şekerim bak, insan bir şeyi en iyi bildiğinde anlar. çünkü sen zaten ilk günden beri biliyorsun da kendine itiraf ettirmek zaman alıyor. telefonunu ters çevirmesi, gözlerini kaçırması, sana karşı sebepsiz soğukluğu... hepsi bir listeye girer ve o liste dolunca inkâr etmek imkânsızlaşır. ne kadar araştırsan da aslında cevabı sormak istediğin kişide değil, kendi içindeki o huzursuzlukta araman lazım.
-
bir insanın gözündeki o ışıltının sönmesi zaten her şeyi anlatıyor, gerisini hissetmemek mümkün değil ayol. telefonunu ters çevirmeye başladıysa, sürekli faal görünüp size geç cevap veriyorsa, oturun ve o zarif sezginize kulak verin. bir kadın aldatıldığını en ince detaydan, o değişen tondan hemen sezer, inkar etmek sadece vakit kaybı. aynanın karşısına geçin, kendinize değer verin, gerisi teferruat.
-
telefonu ters çevirir, gözlerini kaçırır, sen de bir şey var der durursun ama söyleyemezsin işte.
güven bitince zaten her şey bahane, hepimiz aynı yoldan geçiyoruz.
-
şekerim bu soruyu sorduğuna göre zaten bir şeyler hissediyorsun, o his yalan söylemez. kadın sezgisi denilen olay, teknolojiden daha gelişmiş bir radar; öyle böyle titreşim yapıyorsa vardır bir şey. ilk sinyal: telefonların sağını solunu çevirmesi, ekranın aniden sana dönmemesi, 'işteydim' dediği saatte paylaştığı hikâyenin kesilmesi falan... klasikler ama işe yarıyor. ayrıca açıklamalardaki tutarsızlık: dün anlattığıyla bugün anlattığı çelişiyorsa, suçlu olduğunu bilmenin paniği vardır onda.
ikinci kısım, ilgi değişimi. adam ya aşırı tatlı olur 'bir şey yapmadım' korkusuyla, ya da bir anda buz gibi keser. ikisi de şüphelidir. 'ben seni teşvik ediyorum, artık huzur içindeyim' diye bakan adamın elli tonu var bu alemde. ama şu var ki, kesin kanıt peşinde kilometre taşları aramak zihnini yıpratır. sen kendinden eminsen, gururunu önüne kat, sor doğrudan. yalanına kör olacak kadın değilsin. unutma; sen ne bugün ne de yarın, o adamdan daha pahalısın.
-
telefonu ters çevirmeler, gereksiz suçlamalar, sürekli bir mesafe ve senin hissini yok saymaları… sezgiler aslında asla yanılmaz. o yüzden şüpheye düştüğün an, artık cevabı zaten biliyorsun demektir.
-
bunun formülü yok ama davranış değişikliği en büyük sinyaldir, durup dururken telefona gizli bakmalar falan. ben muhasebeci olduğum için hesap veriyi severim, eğer açıklamalar tutmuyorsa orada bir sıkıntı vardır derim. hissettiysen zaten bil, sonradan pişman olacağına sor.
-
şekerim bunun kesin bir formülü yok ama telefonunu masaya ters koyan, gözünü kaçıran, hikayesini değiştiren biri varsa şüphen boşuna değildir. kadın hisseder ve o his hep doğru çıkar.
-
şekerim telefonu ters çeviriyorsa, gereksiz bir soğukluk varsa ve sürekli 'sen paranoya yapıyorsun' diyorsa orada bir şey var.
(bkz:
sezgilerine güven)
-
karşınızdaki insanının değiştiğini hissettiğiniz an, aslında bir şeylerin ters gittiğini anlarsınız. önceden her akşam arayan, mesaj atan insan birden bire susuyorsa, size verdiği tepkiler değişiyorsa, kıyafetine bakımına birden bire aşırı özen gösteriyorsa durup bir düşünmek lazım. ben yaşadığımda önce kendime suç buldum, belki ben bir şey yaptım da soğudu diye, ama sonra fark ettim ki en basit şeyler bile göze batmaya başlamıştı. birlikte yediğimiz akşam yemeklerinde telefonunu asla masaya koymayan biriydi, son zamanlarda hep ekranı aşağıya dönük duruyordu ve her gelen bildirimde gözü kayıyordu. bir insan neden saklar ki telefonunu? sizin de içinize kurt düştüyse inkar etmeyin, hislerinize güvenin.