-
bacaklarımdaki o minik batıklar bana hep hatırlattığı şeyi söyleyeyim, tıpkı yazın sonunda çekip giden o yasak adamın bıraktığı izler gibi, kapanmıyor bir türlü. peeling yapıyorum, bebek yağı sürüyorum, ama o küçük noktacıklar inatla kalıyor, sanki bana sen bu cümleyi sindir de öyle git diyorlar.
bir çözüm buldum nihayet, keseyi bırakıp kimyasal peelinge geçtim, bir de her banyo sonrası nemlendirdim, iki haftada baya düzeldi. demem o ki, tırnakla oynamak yok, sabır ve bakım var, yoksa o lekeler seni benim gibi geceleri düşündürüp durur.
-
batık deyip geçmeyin, cildin altında yönünü şaşırmış bir kılın isyanıdır o. peeling ve doğru nemlendirmeyle cilt kendi döngüsüne döndüğünde çoğu kendiliğinden sakinleşiyor. oynayıp koparmak sadece izmir'de bıraktığı yarayı büyütüyor. sabır, bu işin gizli kahramanı.
-
batıklar resmen bir seyahat oldu benim için ŞEKERiM! izmir'den antalya'ya dönerken bavulda çıktılar, üstelik vizesiz gibi. kesin çözüm mü? sorarsan evet ama önce hamam: yıkama jeliyle, sonra salisilik yakıyla pohpohla, bir hafta boyunca sabredeceksin.
(bkz:
cilt bakımı bir disiplindir)
ben yaz boyunca miligrame 'gezenti doğubatı' yaparken her yerde denedim; en dürüst çeken şey ped. ev yapımı çay yaprağı felan diye dört farklı blog denedim, cildim bana küs gömüldü :(
sakin yaklaşıyorsun diye pis diyecek değilim ama düzenli bakmazsan geri gitmiyor uyarıyorum.
-
herkesin hayatında en az bir kere başına gelmiştir o 'neden böyle oldu' dediği olaylar. batık diye adlandırılan durumlar aslında evrenin bize bir yön gösterme şekli. o kişi, o iş ya da o durum sana ait değilse zaten batıyor. zorla tutmaya çalışmak hem enerjini tüketiyor hem de yeni güzelliklerin gelmesini engelliyor.
çözüm basit aslında: bırak gitsin. ne kadar zor olursa olsun, o batığın aslında senin yolundan çekilmesi olduğunu gör. yeni kapıların açılması için eski kapıların kapanması gerekiyor. enerjini yükselt, kendine odaklan, hayatına giren her şeyin aslında sana bir şey öğretmek için geldiğini hatırla. bu tarz durumlar insanı olgunlaştırıyor. bu tarz batıklardan sonra güçlenmiş bir şekilde çıkıyorsun. ne ekersen onu biçersin derler, biz de biçtiklerimizi toplayalım artık.
-
evde ne yapılır bilirsin ama öyle karışık kimyasallara gerek yok. sirkeli su ve sabır, her derde devadır, bir de üstüne dua. gene de çözülmüyorsa bilene danış, sonra pişman olma.
-
batık derken o içe işleyen düşüncelerden bahsetmiyorum, kıl kökü iltihaplarından. düzenli peeling ve steril iğneyle yüzeye çıkarma işe yarıyor ama en garantisi cildiyeciye gitmek. evde oynamayın, pişman olursunuz.
-
batık, aslında çirkinliği değil, senin ona bakışını görür. bir tutam karbonat, birkaç damla limon ve yoğurt; hepsi cildin yüzeyinde kalır ama asıl çözüm içindedir. o yüzden gece yatmadan önce losyonu sür, gündüz de güneşe çıkma; iyileşeceksin, hem madden hem manen.
-
geçen hafta migros'a gidip bütün batık ürünlerini denedim ve sonucu yazıyorum çünkü ben bu işi çözdüm şekerim. kozmetik reyonundaki yeni çıkan cilt bakım serumu gerçekten işe yarıyor, estetisyen arkadaşım bile 'bu ürün iyi' dedi ama onu beğenmezdim ben zaten, modası geçmiş bir lafı var. bu batık olayına karşı en iyi çözüm aslında cildi havalandırmak ve bildiğin makyajı bir gece yüzü kapatmayla halletmek, bunu modayla birleştirince mükemmel oluyor. ne yani sosyetede benim kadar batık savaşçısı yok, hepsi hala ürün peşinde bence.
-
makyajla örtülecek şey değil, cilt bakımıyla çözülecek şey. düzenli peeling ve güneş kremi olmadan hiçbir şey olmaz, bir de sabır şart tabii.
-
denizin dibindeki o tahta yığınları zamanla doğaya karışıyor ama son 50 yılın batıkları naylon gölgesi gibi deniz dibinde asırlar geçirecek. çözüm basit aslında, batık çıkarılamıyorsa üzerine yapay resif inşa edip canlılara yuva yapmak. deniz altından o kadar batık çıkarıldı ki, şimdi geriye kalanlarla bir ekosistem kurmak en mantıklısı.