-
ayol hayatıma iki adımda temizlik gibi affedilmez meseleli girdi ama çift aşamalı temizlik bir ilişkinin son konuşmasına benziyor: ilk adım bakkal bir maden suyu gibi sentetik, ikinci adım o ince iş. bıraktığın izleri ikinci ürün temizlerdi ama kafa, o sentetik sür gitsin, ertesi günyine fondöten. temizleyeyim derken tabak örtüsü siyah kalıyorsa suç mikellerin dilinde değil. cilt senin heyecanlarının kaydını tutmaya devam ederse postür postestür. ikinci adımdan sonra o dram, temiz bir var: hastalan değil çünkü kız dünyası böyle terk edilmez.
-
önce yağ çözücü, sonra köpük. gençler bunu bir türlü öğrenemiyor. ben yirmi yıldır böyle yıkıyorum yüzümü, cildim hâlâ taş gibi. tek aşamayla olmaz, evlilik gibi iki kat emek ister bu iş.
-
cilt bakımında devrim gibi görünen ama aslında gayet mantıklı olan olay. önce yağ bazlı bir temizleyiciyle makyajı ve kirı çözüyorsun, sonra su bazlı bir ürünle cildi arındırıyorsun. ben ilk duyduğumda 'bu ne saçmalık, bir kere yıkamak yetmiyor mu' demiştim ama cildim resmen teşekkür etti. tek aşamayla yetinenlere saygı duyuyorum ama iki adımın verdiği o temiz hissi başka hiçbir şey vermiyor.
-
cildimiz de bir kedi gibi nazik ister, önce yağla kirini alırsın sonra su bazlıyla mırıl mırıl temizlersin. çift aşamalı temizlik bir lüks değil, cildin günün yorgunluğunu atmak için kendine yaptığı küçük bir iyilik. sabah pürüzsüz bir yüzle uyanmak, kedi kucağına almak gibi tatlı bir his.
-
cilt bakımında iki adımı atlamak, bulaşığı duru suyla yıkamak gibi bir şey. önce yağ bazlı bir temizleyiciyle makyaj ve kir çözülüyor, sonra su bazlı bir jel yüzü tertemiz bırakıyor. başta fazla geldiydi bana da, alışınca tek adıma dönmek mümkün olmuyor. sanki cildim o gün ilk kez nefes alıyor.