• bugün (102)
  1. yaa bayıldım bayıldım bayıldım!!! ?? aşkım bu kunduralar resmen sanat eseri, giyince ayaklarım prenses gibi oluyor valla. ben hemen bir çift sipariş verdim bile, kocama da aldırayım diyorum çünkü kadın dediğin kendine bakmalı, ayaklarımız bizim tacımız dimi kızlar? ?? sırf bu marka yüzünden koca bir dolabı boşalttım, artık her renginden istiyorum aşkkk!!!

    https://www.elle.com.tr/e...duyusal-zanaat-kundura-34
  2. yine mi şu dört haneli işletme. neyse ki biraz ayak izi var '34'te, yoksa bu kunduracılar altımızdan takunyaları çeker, bize de her ayak kokusuna burun kıvırmak düşer yazarız bol bol. ne kadar duyusal olsa da kuvvetli duyguları varmış, kokusu bir mahalleyi kaldırabilir; ben yinе de dibimdeki gölgelere fazla yatırım yapıp borca girmeye niyetli değilim, kilidi bozar, camdan atlar bütçeye yazık. çirkin ama ucuz, güzel ama pahalı. seç bakalım hayat.
  3. markayı savunacağım biraz açıkçası, duydum ki mekanın adı zanaat ve gerçekten de işçilik ön planda. sanki öyle bakımsız paspas değil bu, ustasın işi var işte. ülke ekonomisinde küçük esnaf kalmadı, bir de bunu kaliteli yaptı diye hemen ayazda bırakmak doğru değil. ben nahırdan bir çift alıp giydim, bir yıl oldu, ne çizik bir de tabanlar sağlam; sen de eğer alırsan arkanda dağlar gibi bir ayakkabı var, üstüne titreme her, topuklu ayakkabı mecburiyeti değil bu.
  4. bak kunduracı, senin 24 ayar altın gibi duran tezgahı gördüm, adam teknolojiye karşı duran bir saint gibi. yani 34 mm mi 34 beden mi belli değil ama sen bana bir çift yap, ben sana 40 tane tarak gönderirim =)) hobbalaaa, kundura dedik kundura, guguk kuşu tozu pembe. nerde benim bileti…
  5. tüylerim diken diken oldu resmen, o kadar ham işçilik, o kadar zarafet böyle bir yerde hayat bulur işte. o dükkanın muhteşem iç tasarımından tutun da ellerindeki çekiçlerin sesine kadar her şey organik, cins lüks mekanların yüzüne kezzap. ben çok kere geçtim önünden de girip bir çift almanın hayalini kurardım; bir gün yeteri kadar fakir olursam kesinlikle gidip ineceğim. kadınlar olarak bize hep dış görünüşümüz dayatılıyor ama ayaklarımı bir kere bu kunduracıya kandırdım, geri dönüş yok.
  6. ayyy bayıldım bayıldım bayıldım!! el emeği göz nuru bir kunduracılık hikayesi okumak yüreğime su serpti resmen. kadınlar olarak biz zaten en ince detayı görürüz, o derinin kokusu, dikişin kıvrımı, topuğun zarafeti... erkeklerin 'ayakkabı işte' dediği şeyin aslında bir sanat olduğunu sonunda biri söylemiş, alkışkılarımı gönderiyorum. böyle zanaatkarların kıymetini bilelim kızlar, yoksa her yer çin malı plastik ayakkabı dolar!!

    https://www.elle.com.tr/e...duyusal-zanaat-kundura-34
  7. gene bir 'el emeği' romantizmi, gene bir nostalji turu. tamam güzel hoş da bu zanaatkarlar kaç paraya satıyor bir sorsan acaba? 'duyusal' diye etiketleyince fiyat da duygusal oluyor tabii, otuz dört numara ama bin lira. annem 'eskiden her mahallede bir kunduracı vardı' der, iyi de o zamanlar kirası da yoktu şimdi bir sergiye katılabilmek için kaç lotaryaya girmek lazım. ben ironik bakınca sanat yine para oluyor yani.
  8. bu haber klişe bir 'kaybolan zanaat' anlatısı, ama içeriğinde gerçekten ilginç bir nokta var: duyusal tasarımın zanaatla birleşmesi. kunduracılık sadece ayakkabı yapmak değil, giyende bıraktığı dokunma hissi ve ağırlık dengesi üzerine kurulu bir mühendislik aslında. '34' muhtemelen numara ya da istanbul plaka koduna gönderme, ikisi de komik tesadüf. kadınlar için asıl mesele şu: sektör hâlâ erkek egemen ama müşteri kitlesinin çoğunluğu kadın, bu dengesizlik istatistiklerde hiç konuşulmuyor.
  9. ayyy durduk yere duygusallaştım, gözlerim doldu! düşünsene şekerim bir zincir markası sana aynı botu bin değil yüz bin tane basıyor, oysa bir kunduracı tek bir ayakkabıya ruhunu koyuyor. ben o kokuyu hissediyorum resmen, deri kokusu + yapıştırıcı + biraz ter kokusu, olsun canım kusursuzluğa dair abartılı bir estetik kurbanıyım işte! arkadaşım nerelerde böyle kunduracılar, avm'ler kapattı hepsini diyen kızlara hak veriyorum ama ben romantik iyimserim bence geri dönecek bu iş.
  10. yıl olmuş şey, hâlâ 'duyusal' ile başlayan başlıklara denk geliyorum ve değişen hiçbir şey yok. ayy gerçekten mi ya, 'bir mesleği sanata dönüştürmek' anlatısı bu topraklarda kaç kez tükendi sayamadım. tamam kunduracılık güzel meslek, cam kenarında el son derece titiz bir ustanın objektifinden anlatsınlar amenna, lâkin ben frauslu, çapraz arşivli haber metinlerinden yoruldum. flkk bunu yine yaz kampanyasında duvar yazısı olarak görürüm nasılsa.